Çebi, "Dünyada ve Ülkemizde 10 Aralık tarihini İnsan Hakları günü olarak kutluyoruz. Tüm dünya insanlarının temel hak ve özgürlüklerini, insanlığın şeref ve haysiyetini evrensel boyutta güvence altına alan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul edildiği, Fakat, 10 Aralık 1948 tarihinin yıl dönümünde bugün zulüm ve adaletsizliklerle bu hakların ayaklar altına alındığını görüyoruz. Evrensel İnsan Hakları Bildirisi” açıklandığı ve neredeyse dünyadaki bütün ülkelerin bu bildiriye taraf olduğunu görmekteyiz . Ancak; Uluslararası camia insan hakları konusunda sınıfta kalmıştır. Bildiriye imza atan devlet, uluslararası kuruluş ve bunların sözde savunduğu değerlere rağmen yaşadığımız dünyaya kan, gözyaşı, zulüm, sömürü ve adaletsizlik hâkimdir. Söylem olarak güvence altına alındığı iddia edilen bütün insan hakları, egemen güçlerin menfaati söz konusu olunca göz ardı edilmekte ve çiğnenmektedir. Batı medeniyetine sahip olan insanlar kendilerinden olmayan insanlara hayat hakkı vermemektedirler. #Irak'a Demokrasi getireceğiz dediler 1,5 milyon kardeşimizi katlettiler. #Afganistana girdiler oradaki kardeşlerimize hayat hakkı tanımadılar. Son olarak İşgal altındaki #Filistin topraklarında, kendine başkent seçmeye çalışan dünyanın en büyük terör örgütü İsrail’in ve onun maşası ABD’nin aldığı kararlar ortadadır. Filistindeki kardeşlerimiz hergün Siyonist Yahudiler tarafından bombalanmaktadırlar. işgaller, tacizler, katliamlar, sömürüler hat safhaya ulaşmıştır. Ancak, Lübnanda bir Yahudi askeri tutuklandı diye lübnanı ateşe verdiler. Kendi çıkarlarına evet, ama Müslümanların çıkarlarına hayır. Böyle insan hakları savunulmaz. Çünkü küfür tek millettir. İnananlar ise kardeştir. İnsan hakları konusuna ikiyüzlü olarak bulduğumuz bir diğer yaramız da #DoğuTürkistan olduğunu söylemek isterim. Zira gerek hükümetimizin gerekse sivil toplum kuruluşlarının kanayan yaramız Doğu Türkistan için tatmin edici, derman olucu bir çalışması ve girişimi bulunmamaktadır. Hal böyle iken yapılmış hiçbir açıklama yüreklere su serpmiyor. Dünya susuyor, insanlık susuyor en acısı da Müslüman ülkeler susuyor. Ancak bizler susmamalıyız. Doğu Türkistan öncelikli meselemiz olmalıdır. Bizler sustukça Doğu Türkistan´ın ve zulüm altındaki her kardeşimizin vebali üzerimize olacaktırDünyada ekonomik olarak da ciddi adaletsizlikler yaşandığını görmekteyiz. Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin serveti, geri kalan yüzde 99’luk kesimin servetine eşittir. Yine yeryüzünde emperyal amaçlara hizmet eden savaşlar ve işgaller eliyle ciddi mağduriyetler yaşanmaktadır. Bu savaşlar neticesinde insanlar yaşadıkları yerleri terk ederek göçmen konumuna düşmekte ve gittikleri ülkelerde çeşitli sıkıntılarla karşılaşmaktadırlar.Bütün bunların yanında şiddet, göç, çocuk yaşta işçilik, eğitim, temsiliyette adaletin sağlanması, adaletsizlik, kötü muamele ve işkence, işsizlik, kayırmacılık,faiz ile sömürü gibi birçok konuda dünyamız ve ülkemiz iyi bir sınav vermemektedir.Bizim İslam medeniyetinde ise hiçbir canlıya eziyet ve işkence yoktur. İnsan hakları evrensel beyannamesi 10 Aralık 1948 de kabul edilmiştir. Bundan 1440 yıl önce efendimiz veda hutbesinde bütün insanlığa insan haklarını içine alan mesajlar sunmuştur. Bu hutbenin çok iyi okunup tahlil edilmesi gerekir.Saadet partisi olarak yeni bir dünyanın kurulması ve yedi milyar insanın huzur ve saadeti için can emniyeti, mal emniyeti, dinini rahatça inandığı gibi yaşayabilmesi, insanların akla zarar veren şeylerden korunması ve neslin muhafazasını ilke olarak benimsemiştir. Yeryüzünde yaşanan zulümlere tahammül etmeyecek ve her coğrafyada yaşanan haksızlıkları ortadan kaldırmanın mücadelesini vereceğiz“İnsan hak ve özgürlüklerinin tüm insanlar için eşit ve adil bir biçimde yaşanabildiği, adil ve özgür bir dünyaya ulaşılması temennisiyle “Dünya İnsan Hakları Günü’nü kutluyor, karşılıklı sevgi ve saygı duygularının yoğun olarak yaşanmasını temenni ediyorum ”Dünyada ve Ülkemizde 10 Aralık tarihini İnsan Hakları günü olarak kutluyoruz. Tüm dünya insanlarının temel hak ve özgürlüklerini, insanlığın şeref ve haysiyetini evrensel boyutta güvence altına alan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul edildiği, Fakat, 10 Aralık 1948 tarihinin yıl dönümünde bugün zulüm ve adaletsizliklerle bu hakların ayaklar altına alındığını görüyoruz. Evrensel İnsan Hakları Bildirisi” açıklandığı ve neredeyse dünyadaki bütün ülkelerin bu bildiriye taraf olduğunu görmekteyiz . Ancak; Uluslararası camia insan hakları konusunda sınıfta kalmıştır. Bildiriye imza atan devlet, uluslararası kuruluş ve bunların sözde savunduğu değerlere rağmen yaşadığımız dünyaya kan, gözyaşı, zulüm, sömürü ve adaletsizlik hâkimdir. Söylem olarak güvence altına alındığı iddia edilen bütün insan hakları, egemen güçlerin menfaati söz konusu olunca göz ardı edilmekte ve çiğnenmektedir. Batı medeniyetine sahip olan insanlar kendilerinden olmayan insanlara hayat hakkı vermemektedirler. #Irak'a Demokrasi getireceğiz dediler 1,5 milyon kardeşimizi katlettiler. #Afganistana girdiler oradaki kardeşlerimize hayat hakkı tanımadılar. Son olarak İşgal altındaki #Filistin topraklarında, kendine başkent seçmeye çalışan dünyanın en büyük terör örgütü İsrail’in ve onun maşası ABD’nin aldığı kararlar ortadadır. Filistindeki kardeşlerimiz hergün Siyonist Yahudiler tarafından bombalanmaktadırlar. işgaller, tacizler, katliamlar, sömürüler hat safhaya ulaşmıştır. Ancak, Lübnanda bir Yahudi askeri tutuklandı diye lübnanı ateşe verdiler. Kendi çıkarlarına evet, ama Müslümanların çıkarlarına hayır. Böyle insan hakları savunulmaz. Çünkü küfür tek millettir. İnananlar ise kardeştir. İnsan hakları konusuna ikiyüzlü olarak bulduğumuz bir diğer yaramız da #DoğuTürkistan olduğunu söylemek isterim. Zira gerek hükümetimizin gerekse sivil toplum kuruluşlarının kanayan yaramız Doğu Türkistan için tatmin edici, derman olucu bir çalışması ve girişimi bulunmamaktadır. Hal böyle iken yapılmış hiçbir açıklama yüreklere su serpmiyor. Dünya susuyor, insanlık susuyor en acısı da Müslüman ülkeler susuyor. Ancak bizler susmamalıyız. Doğu Türkistan öncelikli meselemiz olmalıdır. Bizler sustukça Doğu Türkistan´ın ve zulüm altındaki her kardeşimizin vebali üzerimize olacaktırDünyada ekonomik olarak da ciddi adaletsizlikler yaşandığını görmekteyiz. Dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin serveti, geri kalan yüzde 99’luk kesimin servetine eşittir. Yine yeryüzünde emperyal amaçlara hizmet eden savaşlar ve işgaller eliyle ciddi mağduriyetler yaşanmaktadır. Bu savaşlar neticesinde insanlar yaşadıkları yerleri terk ederek göçmen konumuna düşmekte ve gittikleri ülkelerde çeşitli sıkıntılarla karşılaşmaktadırlar.Bütün bunların yanında şiddet, göç, çocuk yaşta işçilik, eğitim, temsiliyette adaletin sağlanması, adaletsizlik, kötü muamele ve işkence, işsizlik, kayırmacılık,faiz ile sömürü gibi birçok konuda dünyamız ve ülkemiz iyi bir sınav vermemektedir.Bizim İslam medeniyetinde ise hiçbir canlıya eziyet ve işkence yoktur. İnsan hakları evrensel beyannamesi 10 Aralık 1948 de kabul edilmiştir. Bundan 1440 yıl önce efendimiz veda hutbesinde bütün insanlığa insan haklarını içine alan mesajlar sunmuştur. Bu hutbenin çok iyi okunup tahlil edilmesi gerekir.Saadet partisi olarak yeni bir dünyanın kurulması ve yedi milyar insanın huzur ve saadeti için can emniyeti, mal emniyeti, dinini rahatça inandığı gibi yaşayabilmesi, insanların akla zarar veren şeylerden korunması ve neslin muhafazasını ilke olarak benimsemiştir. Yeryüzünde yaşanan zulümlere tahammül etmeyecek ve her coğrafyada yaşanan haksızlıkları ortadan kaldırmanın mücadelesini vereceğiz“İnsan hak ve özgürlüklerinin tüm insanlar için eşit ve adil bir biçimde yaşanabildiği, adil ve özgür bir dünyaya ulaşılması temennisiyle “Dünya İnsan Hakları Günü’nü kutluyor, karşılıklı sevgi ve saygı duygularının yoğun olarak yaşanmasını temenni ediyorum ” ifadelerini kullandı.
Genel
Yayınlanma: 10 Aralık 2019 - 08:09
Muhsin Çebi'nin 10 Aralık Dünya İnsan Hakları mesajı
Saadet Partisi Karabük İl Başkanı Muhsin Çebi, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü münasebeti ile bir mesaj yayımladı.
Genel
10 Aralık 2019 - 08:09








