İNSANIN HAYATTA GELEBİLECEĞİ ÜST MERTEBE, GÜVENİLİR İNSAN...
Mustafa ÇELENLİ

Mustafa ÇELENLİ

İNSANIN HAYATTA GELEBİLECEĞİ ÜST MERTEBE, GÜVENİLİR İNSAN OLMAKTIR (1)

21 Şubat 2021 - 11:35

Güvenmek ve güvenilir olmak insanoğlunun en büyük ihtiyacı ve sahip olması gereken en önemli özelliğidir. İnsanlığın önderleri peygamberlerin, gönüllere taht kurmuş şahsiyetlerin en önemli vasıflarından biri güvenilen insan olmalarıdır. “Güven, korku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusudur”. Güven insan hayatının en paha biçilmez değeridir.

Bir söze, bir davranışa, sahibine olan güven oranında itibar edilir. Sözünün değer, hayatının itibar görmesini isteyen kişi, niyetinden kelamına, duygularından ameline güvenilir olmak durumundadır.

Efendimizin peygamberliğini duyan Bizans İmparatoru Herakliyüs; ticaret maksadıyla Şam’a gelen Ebû Süfyan’ı huzuruna kabul eder ve kendisine Peygamberimiz’e dair sualler sorar. Suallerin ilki, “Peygamberlik iddiasında bulunan bu Zât’ın bundan önce hiç yalan söylediğini duydunuz mu?” olur.

Henüz Müslümanlığı kabul etmemiş ve Peygamberimiz’e düşman olanlarla dayanışma içerisinde bulunan Ebû Süfyan: “Asla! Yalan söylediğini hiç duymadık” diye cevap verir.

Onlar Efendimiz’in; yalan söylediğini, verdiği sözü tutmadığını bilmiş ve duymuş olsalardı, bunu fırsat bilir elbette aleyhinde kullanırlardı. O, Yaşadığı toplum içinde daha peygamberlik vazifesi kendisine verilmeden; “Muhammed’ül Emin” (Güvenilir Muhammed) diye tanınmıştı.

Güven, İster kişi, ister toplum bazında olsun, hazır bulunuveren bir duygu ve yaşantı değildir. Onun inşâ edilmesi, kurulması, yapılandırılması gerekir. Hz. Peygamber’in tebliğinde diğer değerlerin yanında güven de bireysel ve toplumsal açıdan çok büyük yere sahiptir. O, hayatta güvenin yerini bilen birisi olarak daima güveni takdir ve teşvik etmiştir. Kendisi hep güvenilir oluşu ile kabullenilmiş, Güvene dayalı bir toplum kurmanın çabası içinde olmuştur.

Güvenin temel şartlarından biri emanete riayettir. Sorumluluğun en üst noktasını teşkil eden başkalarının emanetine riayet Hz. Peygamberin hayatında ilke haline gelmiştir. Mekkelilerin kendisine değerli eşyalarını teslim ettikleri, en zor anlarında bile bu emanetlere asla ihanet etmediği bilinmektedir. Kaynaklarda, Medine’ye hicret edeceği gece, müşriklerin, evini kuşattığı esnada, evinden ayrılmadan önce üzerindeki emanetleri Hz. Ali’ye teslim ettiği, bunları ertesi gün sahiplerine iade etmesini istediği kaydedilir. Bu malların pek çoğunun Müslümanlara Mekke’de hayat hakkı tanımayan müşriklere ait oluşu çok anlamlıdır.  O, ömrü boyunca muhaliflerin bile güvenini kazanma, kazandığı güveni kaybetmeme ve güvenden hiçbir şekilde taviz vermeme gayreti içinde olmuştur. Bu tutum, muhalifleri kazanma ve kazandıktan sonra onlarla kurulacak sağlıklı ilişkiler adına çok olumlu bir zemin oluşturmuştur.

Peygamberler; gönderildikleri toplumlara, önce dürüst ve güvenilir olduklarını söylemişlerdir.

Onların, “Ben güvenilir bir peygamberim.” demeleri sözden ibaret değildir. Hayatlarının her safhası bu gerçeği anlatır.

Efendimiz’i örnek alan her Müslüman, ahlâkî yönden de O’na uymak zorundadır. Çünkü O;

Ben üstün ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” buyurmuştur. (Muvattâ, Hüsnü’l-hulk, 8)

Güzel ahlâk, kişiye toplumun güvenmesini sağlar. Bir insanın, toplumun güvenini kazanmasından daha güzel bir şey olamaz. Peygamberimiz Müslümanı “Diğer insanların elinden ve dilinden güven ve emniyette olduğu kimsedir” diye tarif eder. Merhum D. Cüceloğlu’nun  “İnsanın hayatta gelebileceği en üst mertebe güvenilir insan olmaktır.” İfadesi çok yerinde bir tespittir.

Peygamberimiz  Müslümanın güvenilirliğini ortadan kaldıran dört huya dikkat çekerek şöyle buyurur:

Dört huy vardır ki; bunlar kimde bulunursa o kimse katıksız münafık olur, kimde bunlardan bir şey bulunursa, onu bırakıncaya kadar, kendisinde nifaktan bir vasıf var demektir. O:

➢Konuştuğu zaman, yalan söyler.

➢Söz verdiği zaman, sözünde durmaz.

➢Bir şey va‘dederse, va‘dinden döner.

➢Bir dâvâ ve duruşma esnasında haktan ayrılır.” (Müslim, Îmân)

Müslüman; verdiği sözde durmalı, yaptığı va‘di yerine getirmelidir. Yapamayacağı bir şeyi va‘detmemeli, tutamayacağı bir sözü vermemelidir.

İnsanlara verdiğimiz sözü tutmakla mükellef olduğumuz gibi, elbette Allâh’a verdiğimiz sözü de tutmakla mükellef olduğumuzun bilincinde olmamız gerekir.

Güven duygusunun tesisi için olmazsa olmazlardan bir diğeri adalettir. Adaletin olmadığı yerde güven ağacı yeşermez. Peygamberimiz, Gençliğinde, Kabe hakemliği, Hılful Fudul antlaşmasındaki rolü ve üstlendiği görevi ile, adalet, merhamet ve sorumluluk arasında nasıl denge kurulacağını göstermiş, Medine dönemindeki pek çok uygulamasıyla da ümmetini bu dengeye motive etmiştir .
Nitekim şu olay, buna çok iyi bir misal teşkil eder: Bir gün Mahzunoğulları kabilesinden Fatıma adında asil bir kadın hırsızlık yapmıştı. O kadının cezalandırmaması için Peygamberimiz’in çok sevdiği Üsame b. Zeyd’i ricacı olsun diye gönderdiler. Bu duruma çok kızan ve üzülen Hz. Peygamber şöyle buyurdu: "Nasıl oluyor da bazı kimseler, Allah’ın kanunu karşısında aracı olmaya kalkışıyor. Sizden öncekilerin mahvolmasının sebebi şudur: İçlerinden asil, ileri gelen birisi hırsızlık yapınca, onu serbest bırakıyor, zayıf ve fakir bir kimse hırsızlık yapınca, onu cezalandırıyorlardı. Allah’a yemin ederim ki Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık yapsaydı, onun da cezasını verirdim.”(Buhari,Enb., 54 )

Güven insan ilişkilerinde en zor kurulan ve en kolay yıkılan duygudur. Emanet ahlakı güvenin temel zeminidir. Bu zeminin kırılması, parçalanması felaketlerin davetçisi olur. Toplumda güven tükenir, yozlaşır, güven sorumsuzluğa, kolaycılığıyla, tembelliğe, hareketsizliğe dönüşürse, güvensizlik ortamı oluşur ve bunun da hayatta yıkıcı etkileri olur. Ruhsal bir hastalık haline gelmiş güvensiz, insanların birbirini aldattığı bir ortamda yalnızca kurallarla uğraşılır, onlarla yaşanır. İnsanlar daima birbirinin açığını arar, tedbiri elden bırakmamak zorunda kalınan kuşatılmış bir hayata mahkum olunur. Hayat tamamen anlaşmaların, sözleşmelerin, yazılı yazısız yaşama kurallarının ardına saklanarak sürdürülür. Bu durumda, Hayat çekilmez, dünya yaşanmaz hale gelir. Halbuki güven içinde yaşamak insanoğlunun en öncelikli hakkı ve ihtiyacıdır. İslam güven ve emniyet dinidir. Müslüman da güvenilen ve emniyet duyulan insan demektir. Güvenme ortamı herkesin güvenilir insan olma arzu ve gayreti ile oluşur.

21/02/2021

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR

  • 42 Yorum
  • İbrahim Ceylan
    3 gün önce
    Selamünaleyküm; Aziz kardeşim; hayırlı akşamlar dilerim. Yazını okudum. Yazma iradesini zorlayarak, kalın lafz’lardan kurtarıp da, ipek gibi güzel.. zarif hale Gelmesine sebep olduğun andan itibaren, lafz’ın kenara çekilmesine, bu vesileyle, mananın(ruhun) Etkileri.. aydınlatıcı güzelliği, her okurun, zihin ve ruh dünyasındaki, her yönüyle, her hususa bürünmüş, insanlığın hayrına, basiret zenginliğene..deruni mana derinliğine hulul halinin faydaları, her kişi tarafından, anlaşıldığında, Sanki cennet-i alada Yaşıyor olmalarının huzur ve sükunetiyle okuyan ve dinleyen her mümin ve mümine, cennet bahçelerinde her halleriyle faydaya sunulan güzellikleri bulma imkanına sahip olma lutf’una Nail olabilirler. Allah cc deruni haller nasip etsin her birimize. İnşaallah.
  • Ömer Faruk Ünal
    3 gün önce
    Hocam maalesef günümüzde aman bu benim adamım bunu görme bu bizden, Olan bişey herkes tarafından bilinen bi konuyu konuyla ilgili olmamama rağmen konuştuğum zaman ortalık karıştıran adam rolüne sokarak olayların olmadığını insanlara lansettirerek kendilerini adaletli ve dürüst saniyorlar.
  • Ali Rıza Kahveci
    3 gün önce
    Allah razı olsun. Çok güzel bir yazı.
  • Vahap Uygan
    4 gün önce
    Hocam Allah razı olsun.
  • M.Emin Söylemez
    4 gün önce
    Güvensiz bir toplumda hep tedirgin yaşıyoruz. Güvenilmezlikte bizlerin de payı olduğunu hiç düşünmemiştim.
  • Selami Çelik
    4 gün önce
    Eyvallah Allah razı olsun hocam.
  • Ali saka
    4 gün önce
    Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz hocam elinize sağlık yazılarınızı zevkle okuyoruz.
  • Ali saka
    4 gün önce
    Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz hocam elinize sağlık yazılarınızı zevkle okuyoruz.
  • Hasan Yılmaz
    4 gün önce
    Ne güzel bir yazı
  • Yusuf Özdemir
    4 gün önce
    ALLAH RAZI OLSUN
  • Ahmet Sarı
    4 gün önce
    Teşekkürler hocam.Ne mutlu güven ve emniyet dininin hakiki mensuplarına.Selam olsun onlara.
  • Raşit Kara
    4 gün önce
    Rabbim razı olsun abim dilinize yüreğinize sağlık müstefid oluyoruz inşaellah teşekkürler
  • Emin Uslu
    4 gün önce
    Sevelim, sevilelim. Güvenelim, güvenilelim. Bak o zaman nasıl Saadet toplumu oluruz.
  • Şinasi Çalık
    4 gün önce
    Güvenilmeyen insanın güvenmeye Hakkı yoktur. Güven toplumu herkesin güvenilen insan olması ile mümkündür.
  • İbrahim Durgun
    4 gün önce
    Kimse kimseye güvenmiyor. Babama bile güvenmem sözü çok kullanılır oldu. Allah sonumuzu hayır etsin.
  • Zeki Çalış
    4 gün önce
    Hocam yazılarını zi okuyorum Allah razı olsun yüreğinize sağlık
  • Oktay Kuyucu
    4 gün önce
    Kaleminize ve yüreğinize sağlık hocam yine herzaman ki gibi güzel bir yazı hazılamışsınız
  • Recep İnce
    4 gün önce
    Üstad! C. Allah kaleminizi güçlü, bilginizi bereketli kılsın. Çok güzel ifadelerle size olan güvenimizi tazelediniz. Teşekkür ediyorum.
  • Mehmet Ali Kara
    4 gün önce
    Bu tarz yazılara günümüzde çok ihtiyaç var. Kınamadan, hedef almadan, rencide etmeden herkesin istifade edebileceği bir üslupla. Allah sizden razı olsun.
  • Feride Demir
    4 gün önce
    Hocam yazılarınız günümüz hastalıklarına ilaç gibi. Yüreğinize sağlık.
  • Mustafa Cemil
    4 gün önce
    Çok teşekkür ederim hocam her insanın okuması gereken nasihattan öte emir niteliğinde bir konu, dilerim Herkes üzerine düşeni alır
  • Handan Tiftik
    4 gün önce
    Yüreğinize sağlık öğretmenim. Günümüzün problemine parmak basmışsınız. Kimse kimseye güvenmiyor artık.
  • Ahmet Ulusoy
    4 gün önce
    Allah razı olsun hocam
  • Ahmet Ulusoy
    4 gün önce
    Allah razı olsun hocam
  • İsmail Kökcü
    4 gün önce
    Hakkımızda Emin insan dedirtebilmek ümit ve duasıyla...
  • İsmail Kökcü
    4 gün önce
    Hakkımızda Emin insan dedirtebilmek ümit ve duasıyla...
  • İsmail Kökcü
    4 gün önce
    Hakkımızda Emin insan dedirtebilmek ümit ve duasıyla...
  • İsmail Kökcü
    4 gün önce
    Hakkımızda Emin insan dedirtebilmek ümit ve duasıyla...
  • Selahattin Dönmez
    4 gün önce
    Çok önemli bir konuyu çok güzel bir şekilde kaleme almışsınız. Size teşekkür ederim.
  • Aziz Uludağ
    4 gün önce
    Yuregine sağlık hocam Şimdi ki dönemde koltuk koruma adına bir üsttekine binbir entrika çevirenler kabül görüyor maalesef sn hocam
  • Veli Aydın
    4 gün önce
    Rabbim emil oldugu kullarından eylesin
  • Şefik Koca
    4 gün önce
    En önemli toplumsal dertlerimize parmak basıyorsunuz Allah sizden razı olsun üstadım.
  • Himmet Reşit
    4 gün önce
    Güzel bir konuyu gündeme getirmiş maalesef bu güvenirlik ilkesini önemli ölçüde bizim coğrafya kaybetti kalemine gönlüne sağlık
  • Selahattin Yardımcı
    4 gün önce
    Dehşet bir yazı. Yüreğinize sağlık değerli hocam
  • Diri Zihin
    4 gün önce
    Allah mizanınıza koysun Mustafa Hocam. Selam ve dualar.
  • Salih Kaçır
    4 gün önce
    Allah razı olsun Mustafa kardeşim, kaleminize yüreğinize sağlık...
  • Ender KAN
    4 gün önce
    Kaleminize sağlık Mustafa Hocam..Güven duygusunun çok olduğu yerde cesaretli insanlar çoğalır.Cesaretli insanlar davalarını omuzsuz bırakmaz.Selam ve dua ile.
  • Hüseyin Soykan
    4 gün önce
    Kelam-ı-kibar, kibar-ı kelam
  • Hayati Yılmaz
    4 gün önce
    Harika bir yazı olmuş değerli hocam. Ben şahsen kendi açımdan çok istifade ettim.
  • Ahmet Gürbüz
    4 gün önce
    Kaleminize gönlünüze sağlık hocam... Sözüne sadık ve güvenilir insan olma arzusu ile... Selamlar
  • VELİ Yıldırım
    4 gün önce
    Harika bir yazi. Allah razı olsun.
  • Mahmut Tandoğan
    4 gün önce
    Başkanım, ellerinize sağlık. Öneml bir konuyu çok güzel bir şekilde ortaya koymuşsunuz

Son Yazılar