Reklam
NEFİS KOÇU KURBAN EDİLMEDEN, CENNET KOÇU HAK EDİLMEZ!
Mustafa ÇELENLİ

Mustafa ÇELENLİ

NEFİS KOÇU KURBAN EDİLMEDEN, CENNET KOÇU HAK EDİLMEZ!

27 Temmuz 2019 - 11:27 - Güncelleme: 27 Temmuz 2019 - 11:39

       KURBAN; Sözlükte, “Yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey demektir. Dini terim olarak;” İbadet maksadıyla belirli bir vakitte, belirli şartları taşıyan hayvanı usulünce boğazlamak, ya da bu şekilde boğazlanan hayvan” anlamına gelir.

       KURBAN; Tasavvufta ise “Kulun dış âlemindeki hayvanını kurban ederken, iç âlemindeki hayvânî vasıflarını Allah rızası için kurban etmesi” anlamına gelmektedir.

      En büyük kurban kulun nefsini kurban etmesidir. Kurbanlık koç nefsin simgesidir. Hadiste buyurulan “Ölmeden önce ölme” sırrına, nefsin kötü sıfatlarını etkisiz hale getirmekle, kin, öfke, gurur, kibir, ucup, haset, kıskançlık gibi vasıflardan arınmakla ulaşılabilir. Hac’da kurban sonrası şeytan taşlama ameliyesinde atılan her taş, fıtratımızda mevcut olan bu kötü huyları tek tek terk edeceğimize dair Allah’a verilen bir söz niteliğindedir.

      Kurban, Allah’la kurbiyyet kurmaktır. Kurbiyyet, yakınlık kurma, Rabb’e yakınlıkla istikamet ve huzur bulma makamına kavuşmaktır. Zaten kurban kesmenin temel amacı, Allah’ın rızasını kazanarak O’na yaklaşmaktır. Başka bir deyişle kurban, bizi Hz. İbrahim’in itaatine, Hz. İsmail’in teslimiyetine yönlendirerek hayatın sıkıntı ve imtihanlarına karşı Rabbimize kurban olma ve Rabbimize dost olarak sıkıntılarımıza çözüm bulma yollarını gösterir. Rabbimiz, “Kurbanların etleri ve kanları değil, sadece takvanız Allah’ın katına ulaşır.” (Hacc 22/37) diye buyurarak kurban ibadetinde temel ilkenin et kesmek ya da kan akıtmak olmadığını, esas maksadın takvaya ulaşmak olduğunu bize bildirmektedir. Çünkü ancak takva ile insan, Rabbinin yasaklarından sakınma hassasiyeti kazanma arzusu ile dirilebilir ve böylece Rabbi’nin sevdiği işlere de yakınlık duyabilir
Takva, Rabbi’mizin haramlarından kaçma hususunda kulun Rabb’ine sığınması, O’nun yasaklarından sakınması, O’nun himayesi altına girmesidir. Yavru kuşların anne kuşun merhamet kanadının altına sığınması gibi biz de haramlara, yasaklara ve nefsimizin kötü duygu, düşünce ve arzularına karşı Rabbimizin merhametine sığınırız. Böylece olumsuz duygu, düşünce ve arzularımızı Allah yolunda ve Allah için kurban ettikçe Rabbimizin merhamet ve sevgi iklimi içerisinde huzur duyarız. 
İbn Arabi ve Mevlânâ’ya göre en büyük kurban nefistir, esas mesele olumsuz fikir ve fiilleri Allah yolunda ve Allah için kurban etmektir. Cüneyd-i Bağdadi aynı manada: “Mina’da kurban kesen bir mü’min, eğer nefsinin bütün arzularını boğazlamazsa kurban kesmiş olmaz.” buyurur. Mevlânâ ise namazda “Allah-u Ekber” diyerek getirdiğimiz tekbirlerin nefsimizin kurbanını Allah yolunda kesme tekbirleri olduğunu ifade eder. Nefsimizin kurbanını kesme, ancak olumsuz her fiil ve durumu muhasebe ve murakabe sürecinden geçirerek Allah yolunda ve Allah için etkisiz hale getirmekle mümkün olabilir. 

Muhasebe, Rabbimiz bizi hesaba çekmeden önce kendi nefsimizi hesaba çekerek olumsuzlukların izlerini silmektir. Murakebe ise Rabbimizin her an kalbimizi görmekte olduğunun bilinci ile onu kibir, gurur, kıskançlık, haset, öfke vs. rüzgârlarından korumak, Cenneti hak edecek keyfiyeti kazanmaktır.

       Kurban aynı zamanda, doğuştan içimizde var olan paylaşım ve hediyeleşme duygularının ibadetidir. Bu emre uyulduğunda toplumdaki varlıklı kimselerle yoksullar arasında yakınlaşma sağlanır. Böylelikle kurban sosyal dayanışma ve yardımlaşma örneği olarak bireyler arasındaki sevgiyi, toplumsal hoşgörüyü, huzuru ve muhabbeti artırır.

      Kurban kesmek, bazı düşünürlerce insanın fıtratında mevcut olan saldırganlık duygusunun meşru bir şekilde tatmin edilmesi olarak  açıklanmakla birlikte, kurbandaki asıl amaç kişideki merhamet duygusunu ortaya çıkarmaktır. Peygamberimiz, kurbanlık hayvana merhametle yaklaşılması ve ona iyi muamele edilmesi gerektiğini bir hadis-i şerifinde şöyle ifade eder: ‘Allah her şeye karşı iyi muameleyi yazmıştır. Keseceğiniz vakit güzel kesin! Her hangi biriniz hayvan keseceği vakit bıçağını bilesin ve güzel keserek kestiği hayvanı rahatlatsın!’. [i] Bu hadis-i şerifden de anlaşılacağı gibi kurban, insandaki saldırganlık duygularının tatmininin aksine acıma ve sevecenlik gibi olumlu duyguları meydana çıkararak kişiye pozitif bir eğitim uygular.

       Kurbanlık hayvan satın almayıp, onun yerine parasını fakirlere dağıtmakla veya hayır kurumlarına bağışlamakla kurban sorumluluğu yerine getirilmiş olmaz. Zira böyle yapmakla kurbandan beklenen amaç gerçekleştirilmiş olmaz. O halde kurban kesmekle mükellef olan kimseler, ancak dinimizin belirlediği hayvanlardan birisini alıp onu kurban kesim vakti içinde kesmekle bu sorumluluğu yerine getirmiş olabilirler.


       Özellikle “hayvan hakları”, “hayvan kıyımı” gibi sözlerle kurban ibadetine dil uzatanların bu tavrının dinimiz açısından hiçbir önemi ve geçerliliği yoktur. Bu sözlerle insanların aklını karıştırmak isteyenler, çeşitli eğlence ve kutlamalar için katledilen hayvanları ve onların kesilme sebeplerini biraz düşünseler daha iyi olur. Hayvanlar, süs olarak sevilmek ve ölünce toprağa gömülmek için yaratılmamıştır. Yüce Yaratıcı onları, insanların hizmetine sunmuştur. Onlar, Yüce Allah’ın isminin zikredilerek kesilip yenilmesi, istifade edilmesi ve sahibine şükredilmesi için yaratılmıştır.

 

       Kurban, aynı zamanda Allah’ü Teâlâ’ya verdiği nimetlerden dolayı şükür anlamı taşır. Mü’minler her kurban kesiminde Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail’in Allah’ın emrine mutlak itaat ve tam teslimiyet gösterdikleri o kadîm ve şerefli hatırayı anarlar ve kendilerinin de benzer bir durumda aynı şekilde itaate hazır olduklarını göstermiş olurlar. Bu hazır oluş Allah aşkı ile huzurda duruştur. Varlıktan geçip rızayı ilahiyi buluştur. Gerçek varlıkta kayboluştur. Diğer bir ifade ile bu durum İlahi muhabbet ve AŞK tır.

O AŞK ki, sevdiği uğruna elinde baltasıyla, şekle, şemale meydan okumaktır.
O AŞK ki, yüreğindeki Firavun saltanatına elindeki baltayı savurmaktır.                                             
O AŞK ki, nefisteki şeytani vasıfları tek tek atmaktır.
O AŞK ki, gönül dünyasındaki putları bir bir kırmaktır 
O AŞK ki, gönlünde EN sevgiliye putsuz bir saray kurmaktır.

Ya Hz. İbrahim olup kurban etmek gerek kalbimizdeki Ismail'leri Kabe'nin RABBIN'e!...

Ya da Hz. Ismail olup teslimiyet göstermek gerek RABBİMİZ'in her emrine !...

Böylece Kurban vesile olsun Cehennem ateşinden eminliğimize!...

       Mübarek Kurban bayramının ve keseceğimiz kurbanların Rabbimize yaklaşmamıza, rızasına ermemize, cennetini hak edecek hayırlı amellere yönelmemize, böylece dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmamıza vesile olmasını Yüce Rabbim’den niyaz eder, bayramınızı tebrik ederim.

YORUMLAR

  • 5 Yorum
  • Zeynep Çelik
    4 ay önce
    Kaleminize sağlık. meseleye çok farklı bir bakış açısı getirmiş ve güzelce izah etmişsiniz. anlattığınız şekilde kurban ibadeti çok anlamlı ve gerekli. Allah c.c. kurbanlarımızı kabul etsin ve bizleri kendisine yaklaşmayı beceren kullarından kılsın.
  • Fevziye Mutlu
    4 ay önce
    Teşekkür ederiz öğretmenim. yazınız çok güzel olmuş. çok istifade ettik. inşallah hep beslediğimiz nefis koçunu Allah için kurban etme şuuruna ulaşır, gerçek bayramı hak edenlerden oluruz.
  • Enes Yarkan
    4 ay önce
    Kurban istismarı yapan FETÖ gibi parasını toplayıp ABD nin seçimlerine harcayan yapılara karşı çok dikkatli olunmalı. Bağışlar kesildiğinden emin olunan yerlere yapılmalı. Aksi halde kurban kesmiş olmayız
  • Ahmet Yamanoğlu
    4 ay önce
    kURBAN bu kadar güzel ve mahtevalı anlatılabilir. yazı çok güzel olmuş kardeşim. yazılarının devamını bekliyoruz.
  • Ekrem Ergin
    4 ay önce
    Değerli hocam, Kurban olayının bizim bildiğimizden çok farklı olduğunu yazınızı okuyunca anladım. Allah sizden razı olsun.

Son Yazılar