Evlilik; iki ayrı cinsin, hayatın güzelliklerini ve zorluklarını birlikte paylaşma sanatıdır. İki kişinin birbirini tamamlaması değil, iki kişinin birlikte tek bir bütün olabilmesidir. Evlilik sadece bir eş seçimi değil aslında bir dünya seçimidir. Evlilik geçici duygular ve imkânlar üzerine değil, iman ve ahlak güzelliği üzerine kurulmalıdır. Allah herkese bir ömür “iyi ki” dedirtecek eşler nasip etsin.
Evlilik, ben diye düşünmeyi bırakıp hayata biz olarak bakabilmektir. Evlilik hayatı deniz yolculuğuna benzer, her zaman bir fırtına riski vardır. Belki evlilik fırtınalı bir denizdir lakin bekârlık da bulanık bir bataklıktır. Gerçek evlilik eşlerin birbirine söyleyeceklerini daha söylemeden anlamaya başladıkları andan itibaren başlar. İyi bir evlilik için doğru insanı bulmak kadar önemli olan doğru insan olmaktır. Eşine yardım eden erkek kılıbık değil, kalbi ılık bir erkektir. Hayırlı eş huzurun başlangıcıdır.
Evlilik, Allah’ın ayetlerinden bir ayettir. Bu ayeti düzgün okumak, doğru anlamak, güzel yaşamak gerekir. Evlilik sadece bir dine, bir medeniyete, bir kültüre, bir çağa ait bir kurum değil, sadece bu dünyaya has bir uygulama da değildir. Kökleri cennete uzanan, Hz. Âdem ve Havva’ya dayanan bir gerçeklilik, hayatın en çetin virajı, en ciddi tercihidir.
Evliliğin sığınılacak sakin bir liman mı, derin bir zindan mı olacağı süreç içindeki tercihlere göre kendini gösterir. Evlilikte insan sükûtu hayale de uğrayabilir, huzur ve sükûna da kavuşabilir. Hayallerle hayat her zaman örtüşmez. Hayat zannedildiği gibi toz-pembe değil, gelecek günlerin de güllük gülistanlık olacağı garanti değildir. O halde gerçekçi olmak, evlilikten aşırı beklentiye girmemek gerekir. Kadın, “beyaz atlı prens” rüyasından uyanmalı, erkek “melek” beklentisinden vazgeçmelidir. Masum olmadığımıza, melek de olamayacağımıza göre, mükemmeliyetçi mahrumlardan olmamak için doğru olan hayatın olağan gerçekliliğinden uzaklaşmamaktır.
Önce işe evliliğin bizim için ne anlam ifade ettiğinden başlanmalıdır. Evlilik bizim için bir arzu mu, âdet mi, amaç mı, araç mı, bir macera mı? Gerçekten evlilik yük müdür, yücelik midir? Ayak bağı mıdır? Bağımsızlık yolunda atılmış bir adım mıdır? Bir üstünlük sağlama kavgası mı, gününü gün etme sevdası mıdır? Yoksa kutsi bir tamamlanma, seviyeli bir beraberlik, anlamlı, tutarlı, kararlı bir disiplin midir? Kutlu bir sefere, ulvi bir hedefe adanma eylemi midir? Evet, gerçekten evlenmekle ne yaptık? Zoru mu başardık? Belaya mı çattık? Bahtiyarlığı mı tattık?
Modern yaşamda “ah” ve “eyvah”ı bol evlilikler çoğaldı. “Hamd” ve “sabra” sarılı evlilikler azaldı. Görünen o ki, bu bakış açısından evlilikler yoruyor, eşler birbirini yıpratıyor, sonuç hazin bir tükeniş. Gün geçmiyor ki insanların ya kendilerini ya da evliliklerini bitirdikleri haberleri duyuluyor.
Aileler fay hattında. Depremlerin, depresyonların dipten gelen etkisi endişe verici. Artçı şokların ardı arkası kesilmiyor. Eşler arası paylaşım yok, çetin pazarlıklar, ucuz hesaplaşmalar bir türlü bitmiyor. Birçok evli, evin içinde evsizliği ve yalnızlığı yaşıyor.Kendisi evde, gözü dışarıda olanlarda evliliğin cazibesi, evin çekim gücü gün geçtikçe zayıflıyor. Gençler evlilikten ürküyor. Ciddi evlilikler düşünülmüyor, birlikte yaşamanın yolları aranıyor. İnsanlar iğreti ilişkiler ile oyalanıyor. Evlilikler evcilik oyununa döndü.
Unutmayalım ki; evlilik bir kumar değil, kendini ve hayatı yeniden kurma eylemidir. Evlilik, açık bir sözleşmedir. Bilelim ki; sadece insan olanlar evlenir, diğerleri çiftleşir. İnancımız o ki; evlilik de evlat da mal- mülk de hepsi birer imtihan konusu ve hepsi bize emanet. Güvenilir kimliğimizle, adaletli insanlığımızla, erdemimizle, edebimizle, samimi emeklerimizle biz bu sınavı sürdürebilir ve bu emaneti yüz akı ile taşıyabiliriz. Çünkü iman ettiğimiz Kur’an diyor ki, “mümin erkek ve kadınlar birbirlerinin velileridir.” (Tevbe suresi 71) Velayet kanatlarını gerdiğimiz zaman ailenin nasıl bir sığınak, korunak, barınak olduğu, vahyin şekillendirdiği Rahmani bir okul, rabbani bir disiplin olduğu anlaşılacaktır. Birbirine adanmış ömürler dünyada en büyük nimet ve muhteşem bir devlettir.
Evlilik, eş olmanın çok ötesinde anlamlar taşır. Ayette buyurulur; “Onlar sizin için bir örtü, siz de onlar için bir örtüsünüz.” (2/187) Günahlardan koruyucu giysi, isyana, üryana, hüsrana karşı korunma zırhıdır.
Peygamberimiz (sav); “İçinizden evlenmek isteyenler evlensin. Zira evlenmek gözleri haramdan daha çok korur ve zinadan daha çok muhafaza eder.” (Buhari 1905) buyuruyor.
Kuşkusuz evliliğin ulviyetini, kutsiyetini kimse inkâr edemez. Lakin, nitelikli bir evlilik yürek ister emek ister edep ister. Evlilik, karşılıklı kabullenmektir, katlanmaktır, birbirini korumaktır, taşımaktır hem de kahretmeden, alanı terk etmeden. Evlilik, kendini sınırlamak, sınamak ve sorumluluk almaktır.
Evlilikte büyük hedef barıştır, mutluluktur, huzurdur. Evlilik, birbirini paylamak değil, hayatı paylaşmaktır. Birbirini değişime zorlamak değil, anlamak, tamamlamak ve alışmaktır. Pazarlığı bırakmak kendi payına düşen sorumluluğu kuşanmaktır. Maharet münakaşaları yani muharebeyi kazanmak değil, gerekirse münakaşada geri çekilip savaşı kazanmak, yuvayı kurtarmak, çoluk çocuğu perişan etmemek yani kutsal birlikteliği devam ettirmektir. Askeri deyişle, muharebeyi kaybedip savaşı kazanmak, muharebeyi kazanıp savaşı kaybetmekten çok daha iyidir.







