Bugün 14 Şubat Yavuklular Günü...
"Sevgililer Günü kapitalist sistemin bir ürünüdür. Bugün harcanan paralar zengini daha zenginleştirmekte, fakirin de züğürtlüğünü derinleştirmektedir." gibi beylik laflar etmeyeceğim. Lakin gene de size dostça bir tavsiyede bulunayım; sevdiklerinize hediye almayı düşünüyorsanız, illa bugün almanız şart değil, yılın 365 günü hediye alabilirsiniz. Fikrimi sorarsanız; bir tatlı dil, bir güler yüz, içtenlikle söylenecek bir tatlı söz, en pahalı hediyelerden daha değerlidir. O nedenle, özellikle de paranız yoksa, hediye alacağım diye kendinizi fazla kasmayın! Yine de siz bilirsiniz, benden söylemesi...
Neden Yavuklular Günü?
Yeni nesil pek bilmez; eskiden 'sevgili' yerine 'yavuklu' kelimesi kullanılırdı. 'Yavuklu' ile 'sevgili, âşık, sevdalı, nişanlı, adaklı, namzet, aday' kelimeleri anlamdaş (anlamı aynı olan) kelimelerdir. Kuş sesi kadar güzel, su sesi kadar ahenkli olan Türkçemiz gerçekten zengin bir dil... Dilimizin zenginliğini yansıtan bu kelimeler, kelime dağarcığınızı da zenginleştirsin istedim. O nedenle, "Sevgililer Günü" değil de "Yavuklular Günü" ifadesini kullandım.
***
14 Şubat'ın Yavuklular Günü olmasının dışında benim için ayrı bir önemi var: Bugün benim doğum günüm... Acısıyla, tatlısıyla koskoca yarım asır göz açıp kapayıncaya kadar geçti, gitti, ömrümüzden... Daha ne kadar yaşarız, bilinmez. Doğum günümü kutlama nezaketinde bulunacak tüm dostlara şimdiden teşekkür ederim. Bilmukabele, hep birlikte, insanlığa faydalı, sağlıklı, başarılı, mutlu, huzurlu, onurlu ve hayırlı uzun ömürler diliyorum.
Madem bugün Sevgililer Günü, sevgiden ve sevgiyi en güzel ifade yollarından biri olan şiirden bahsedelim, ne dersiniz? Cahit Zarifoğlu, "Sevgisizliğin dayatıldığı bu coğrafyalarda aşk şiiri yazmak bile başlı başına bir baş kaldırmadır." der. Yunus Emre de sevgiye dair dizelerinde duygularını şöyle ifade eder:
Sevmekten geri kalma,
Yapan ol, yıkan olma,
Sevene diken olma,
Gülü incitme gönül.
Ellinci Yaş Şiiri
Cahit Sıtkı TARANCI, Otuz Beş Yaş Şiiri'nde, "Yaş otuz beş! yolun yarısı eder." demiş. Ancak, 70'li yaşları göremeden, 46 yaşında göçüp gitmiş bu dünyadan...
Cahit Sıtkı Tarancı gibi Otuz Beş Yaş Şiiri yazamadım belki, ancak, hiç olmazsa Ellinci Yaş Şiiri yazayım bari de durumu kurtarayım, diye düşündüm. Şiir yazmışken de bari bir şeye benzesin, ölçülü, uyaklı, akrostişli olsun, tatsız, tuzsuz, yavan olmasın, dedim. Bakalım, beğenecek misiniz?
Doğumumun 50. sene-i devriyesi münasebetiyle yazdığım YILMAZ akrostişli şiirimi beğeninize sunmadan önce akrostişin ne olduğunu hep birlikte hatırlayalım:
Akrostiş Nedir?
Akrostiş: Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz ya da isim çıkacak biçimde düzenlenmiş manzume, muvaşşah, tevşih.
İşte doğum günüm anısına yazdığım Ellinci Yaş Şiirim:
Yarım asır ne çabuk geçti, elli oldu yaşım,
Issız geceler boyu sessizce aktı gözyaşım.
Lal oldu sanki dilim, sırrımı bilmez sırdaşım,
Mazi gözümde tüter, hüzünlüdür garip başım.
Ağlamasın ardımdan eşim, dostum, arkadaşım,
Zaman su gibi akar, ömür biter, can yoldaşım!
***
Şiire Dair
Oku! Roman, hikaye, vesair...
Hatta şiir oku, şiire dair...
Bir çuval inciri berbat eder,
Bencileyin bir acemi şair...
İlk şiirini 1983 yılında bir lise öğrencisiyken yazmış ve 34 yılda yüzden fazla şiire imza atmış bir acemi şair olarak, şiire dair naçizane düşüncelerimdir:
Bazı düşünürler sanat eserini aynaya benzetirler. Sanat eserini aynaya benzetmek yalnız resim sanatı için söz konusu değildir. Sokrates’in dediği gibi, “Şairin yaptığı da bir yansıtmadır.” Yunan şairi Simonides, “Resim sessiz bir şiir, şiir de konuşan bir resimdir” der. Bu bağlamda, şairin gördüğü herhangi bir resim sessiz bir şiirdir aslında. Şair, o resme bakarak, resmin çağrıştırdığı duyguları yansıtır; sessiz bir resmi, konuşan bir şiire dönüştürür. Sanat (resim, şiir) duyular dünyasındaki nesnelerin birer yansımasıdır. Platon'a göre; şair ve yazar yazdıklarını vecd (coşma, kendinden geçme hâli) içinde kaleme alır.
Mecnun, Leyla'nın mahallesinin köpeğini görünce vecde gelir, kendinden geçer ve köpeği gözlerinden öper. Mecnun'un bu hâli Leyla'ya olan sevdasının bir yansımasıdır. Şiir kimi zaman bugünü, kimi zaman da maziyi yansıtır. Şair, gördüğü bir resim ya da manzara karşısında kendinden geçer. O resimdeki, başkalarına önemsiz görünen küçücük bir ayrıntı, bir yol, bir yolcu, rüzgarda savrulan bir yaprak, bir çiçek, gülen bir yüz, ağlayan bir göz, tatlı bir söz, bir damla gözyaşı, bir damla su, (o bir damla suda kopan fırtınaları gören) şairi alır, maziye götürür. Şair, bugün gördüğü o resme bakarak belki otuz yıl önce hissettiği duyguları yeniden yaşar ve dizelerine yansıtır.
Kimileri bu dizeleri çirkin bulur, kimileri ise, güzel... Çirkinlik de güzellik de bakan gözdedir, aslında... Şairin dizelerinde yansıttığı duyguları bir kez olsun yaşamış olanlar şiiri güzel bulurken, diğerleri "saçma" der, geçer. Tıpkı Molla Kasım'ın yaptığı gibi: Yunus Emre'nin üç bin şiirden oluşan divanını ele geçiren Molla Kasım, ırmak kenarında okuduğu bu şiirlerden bin kadarını "deli saçması" diyerek yakar, diğer binini de yakmaktan sıkıldığı için, gürül gürül akan ırmağın serin sularına bırakır. Ta ki, Yunus'un,
"Derviş Yunus bu sözü eğri büğrü söyleme,
Seni sigaya çeken bir Molla Kasım gelir."
dizelerini okuyana dek... Bu beyti okuyan Molla Kasım, hatasını anlar, divanı öpüp başına koyar. Yunus'un divanından bugünlere ulaşan işte bu bin şiirdir.
Şimdi de merhum Abdürrahim Karakoç'un şiire dair dörtlüğünü okuyalım:
Şiir toprak kokusudur,
Şiir damla damla sudur,
Ermişlerin duygusudur,
Ermeyene anlatılmaz...
***
Sevgiye Dair
Mevlana'ya atfedilen bir söz var: "Benden seni sevdiğime dair delil istersen, kalbine bak! Şayet kalbinde bana karşı sevgi varsa, ben de seni seviyorum demektir." Bir insanın sizin hakkınızdaki hislerini merak ediyorsanız, kalbinize bakın! Şayet kalbinizde bir kimseye karşı sevgi varsa, o da sizi seviyordur; nefret varsa, o da sizden nefret ediyordur. Zira, kalp kalbe karşıdır.
Sevginin özü; 'sevmek için sevilmekte, sevilmek için de sevmekte' gizli...
Yazımızı Yunus Emre'nin dizeleriyle bitirelim:
Gelin tanış olalım,
İşin kolayın tutalım,
Sevelim, sevilelim,
Dünya kimseye kalmaz.
Sevgiyle kalın, sağlıcakla kalın, dostça kalın, hoşça kalın!






