Günümüz evliliklerinde İletişim Eksikliği ve Dijital Yalnızlık çiftlerin en büyük sorunu haline geldi. Aynı evde yaşayan insanlar artık birbirleriyle değil ekranlarla konuşuyor. Telefonlar, diziler, sosyal medya ve dijital bağımlılıklar eşler arasındaki sohbeti özlenir hale getirdi. Birçok çift gün boyunca onlarca mesaj alıyor ama eşiyle on dakika kaliteli konuşamıyor. İslam’da aile bir mekteptir ve orada yapılan sohbet, istişare ve paylaşım sünnet, eşlerin birbirini dinlemesi ibadettir. Çünkü anlaşılmak önce dinlenilmeyi gerektirir.
Evliliklerde sosyal, kültürel, ekonomik seviye ve yaşam felsefesi olarak denklik önemlidir. Bu alanlarda denklik varsa, kişiler sorun çıktığında daha kolay çözebilirler böylece ömür boyu sürecek mutlu evlilikler daha kolay oluşur.
Evliliğin en büyük düşmanı ben merkezciliktir. Gençler evlilikten önce gözünü dört açmalı, evlendikten sonra yarısını kapatmalıdır. Yani, Evlenmeden önce bütün şartların birbirine uyup uymadığını araştırmak önemlidir ancak evlendikten sonra artık birlikte aynı hedefe bakmalıdırlar. Evliliği bir gemiye benzetirsek, o gemiye binen kişilerin kendi çıkarlarından ziyade geminin ve dolayısıyla tüm yolcuların yararı düşünülmelidir. Sürekli kusur görmek ve sürekli bunları dile getirmek ilişkiye zarar verir. Gemi kaptanı bir hata yaptı diye gemi batırılmaz. Aşırı tepkiler vermek yerine zihinsel esneklik gösterilmelidir. Evliliğin düşmanlarının önemlilerinden biri de inatçılık ve düşünce katılığıdır. Zihinsel esneklik gösteremeyen çiftler birlikteliğin devamında sıkıntı çekerler.
Kadın ve erkek biyolojik olarak eşit değildir ancak hak ve fırsatlar açısından eşit değerlendirilmesi gerekir. Kadın vücudunda yaklaşık 4 kilogram, erkek vücudunda ise 6 kilogram kan dolaşır. Beyin fonksiyonları da farklı çalışır. Sol beyin erildir, sağ beyin dişildir ve ön beyin ise bu ikisi arasında denge sağlar. Sol beyin (eril beyin); Mantık, muhakeme, analiz, konuşma, hesaplama gibi işlevlerden sorumludur. Sağ beyin (dişil beyin); Duygular, heyecanlar, müzik, sanat, estetik gibi alanları yönetir. Ön beyin ise bu iki yapıyı dengeler ve bir kaptan köşkü gibi çalışır.
Stres durumunda da kadın ve erkek beyinleri farklı tepkiler verir. Erkek beyni, stres altında zihinsel bir sığınağa çekilir, konuşmak istemez ve sonuç odaklı düşünmeye yönelir. Kadın beyni ise stres anında yalnızlığı gidermek için paylaşma ihtiyacı hisseder ve konuşarak rahatlamaya çalışır. Bu doğal farklılıklar bazen iletişimde çatışmalara yol açar. Her iki taraf da stresli olduğunda, biri içine kapanırken diğeri konuşmak ister. Karşı tarafın stresli olduğu fark edildiğinde, sorunu hemen çözmeye çalışmak yerine uygun zaman ve zeminde ele almak daha sağlıklı olacaktır. Evliliklerde bazen fırtınalara fırsat vermek gerekir. Fırtınasız bir evlilik elbette güzel olur ancak bu pek mümkün değildir. Önemli olan, bu fırtınaları nasıl yöneteceğimizi bilmek ve sağlıklı iletişim kurabilmektir.
Evliliğe bir aşk yuvası değil, bir güven yuvası gözü ile bakılmalıdır. Eğer ilişkide güven oluşturulamazsa, sevgi zamanla buharlaşır. Güven oluşturulabilen evliliklerde sevgi kendiliğinden oluşur ve o yuva zaten ömür boyu aşk yuvasına dönüşür. Bu nedenle evliliğin en sihirli kelimesi güvendir.
Evlenen her birey, evlilik olgunluğuna sahipse, anne-baba olma olgunluğuna da sahiptir. Bu yüzden anne-baba olmaktan korkulmamalıdırlar. Yeni bir düzen kurarken çocuk bir tehdit, bir külfet ya da konforlarını bozan bir unsur olarak görülmemelidir. Aslında çocuk hem anne hem baba için hayatı güzelleştiren, özelleştiren, eşleri birbirine ve hayata bağlayan göz bebeği bir varlıktır.
Evlilik, yalnızca anlık hazlar üzerine kurulmamalıdır. Esas olan, uzun vadede huzurlu bir gelecek inşa etmek ve birlikte anlamlı bir hayat sürmektir. Evlilik, hayat yolculuğunda bir ideal doğrultusunda birlikte ilerlemeyi ifade eder. Yaşamın sonunda, geriye iyi anılar ve anlamlı bir hayat bırakmak temel hedef olmalıdır. İdeal olan, evliliğe anlam odaklı bir perspektifle yaklaşmaktır. Hayatın zorluklarında, insanı en çok destekleyen kişi genellikle eşidir. Zor zamanlarda omzuna baş koyabileceğin, seni teselli eden birinin varlığı, evliliğin en kıymetli yanlarından biridir.
Konu hakkındaki yazılarımızı toparlayacak olursak; Modern hayat toplumda 5 kriz üretmiştir. Bunlar; Sınırsız özgürlük anlayışının getirdiği sadakat krizi, Bencillik ve ben merkezli yaşamın ortaya koyduğu güven bunalımı, Buna bağlı olarak sevgi ve muhabbetin zayıflaması, İletişim eksikliği ve dijital yalnızlık, dünyevileşme ve ahiret hedefinin kaybolması ile oluşan yaşanan hayatlardaki anlam krizi.
Aileyi korumak toplumu korumaktır. Bunun sağlanması; evliliklerin sevgi, saygı, sadakat, sorumluluk ve sabır temelleri üzerine kurulması ve takva elbisesi ile korunması ile mümkündür.







