BİR TOPLUMDA AHLAKİ ÇÜRÜME SESSİZ KATLİAMDIR. (2)
Ahlaki çürümenin toplumsal belirtilerine bakıldığında; hile, yolsuzluk, sahtekarlık gibi davranışların yaygınlaşması, insanların bireyselleşmesi sonucu toplumsal bağlardan koparak yalnızlaşması, neslin önündeki rol modellerdeki kimlik bozulması, insanların birbirine ve kurumlara olan güvenlerinin azalması, hukukun zayıflayıp, adalete güvenin sarsılması gibi şekillerle kendini gösterdiği görülür. Toplumlar buna karşı engelleyici tedbirleri almazlarsa ayakta kalma şanslarını kaybederler.
Toplumsal bozulmayı engelleme yollarının en önemlilerinden biri de görev ve sorumlulukların dağıtılmasında hakkaniyetin esas alınmasıdır. İşlerin düzgün yürütülebilmesi için her iş ehline verilmeli ve o kimseler de sorumluluk bilinciyle hareket ederek görevlerini layıkıyla yerine getirmelidir. Zira her görev, o işi yapana teslim edilmiş bir emanettir. Kur’ân bu gerçeği şu şekilde dile getirir:
“Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi emreder.” (Nisa Suresi 58)
Hz. Peygamber (sas), herhangi bir göreve birini atayacağı zaman liyakati gözetir ve o iş için en uygun kişiyi seçerdi. Yakını dahi olsa bu prensipten asla vazgeçmezdi. Görevlendirmelerde insanların sosyal statülerine bakmaz, kimseyi kayırmazdı. Saygın bir aileye mensup olsa bile ehil olmayan kimseye görev vermez, sıradan bir aileden gelse dahi görevi layık olan kişiye verirdi.
Liyakatin esas alınmamasını kıyametin habercisi olarak gören Allah Resûlü (sas), bir bedevînin kıyametin ne zaman kopacağını sorması üzerine,“Emanet zayi edildiği vakit kıyameti bekle!” demiş, bedevînin “Emanetin zayi edilmesi nasıl olur yâ Resûlallah?” sorusuna ise “Yönetim, ehli olmayan kimseye verildiğinde kıyameti bekle.”
buyurmuştur. (Buhari- Rikak-35)
Ehil kimselere değil de yakınlık, dostluk, tanıdık olma, aynı dünya görüşünü paylaşma, aynı ırk, cemaat veya partiden olma gibi ölçütlere dayanarak bir kimseye görev vermek veya menfaat sağlamak, İslâm’ın adalet ve liyakat ilkelerine aykırıdır. İşler ehil olmayan kişilere verildiğinde hem işlerin gereği gibi yürütülmesi mümkün olmaz hem de gerçek anlamda yetkin olan kişiler mağdur edilmiş olur. Bu durum huzursuzluğa, adaletin zedelenmesine ve toplumsal bozulmaya yol açar.
Emanetin ehline verileceğine güvenilen toplumlarda her birey kendi kişisel gayreti oranında hak ettiği yere ulaşacağına ve bu oranda kazanç elde edeceğine güveneceği için kimse torpil, iltimas gibi gayrimeşru yollara başvurma gereği duymaz. Hatta başkalarının haklarına tecavüz etmeyi kul hakkı olarak görür ve bir haksızlığa başvurmaya ihtiyaç hissetmezler.
Daha ehil biri varken başkasını göreve getirenlerin Allah’a, Resûlüne ve bütün Müslümanlara ihanet etmiş olacağını belirten Hz. Peygamber, yöneticileri görevlendirmelerde ehliyet ilkesine göre hareket etmeye çağırmış, kayırmak suretiyle bir kimseyi göreve getiren yöneticileri kınamıştır.
Ahlaki çürüme, yalnızca bireylerin yaşam kalitesini düşürmekle kalmaz; aynı zamanda uzun vadede toplumsal düzenin sürdürülebilirliğini de tehdit eder. İşsizlik, yoksulluk, sosyal çatışmalar ve politik istikrarsızlık gibi sorunlar genellikle bu çürümenin sonucunda ortaya çıkar.
Toplumsal çürümenin en büyük besleyicisi yalnızlaşmadır. Benzer değerlere sahip insanların sık sık bir araya gelmesi, psikolojik destek ile birlikte aynı zamanda toplumsal bir direnç oluşturur. Olumsuz haberlere, yozlaşma örneklerine sürekli bireysel olarak maruz kalmak kişilerde tükenmişliği artıran etkenlerdir. Aynı düşüncedeki insanların çeşitli vesilelerle bir araya gelmesi yalnızlaşmanın ve ahlaki yozlaşmanın panzehridir.
Ahlaki çürüme, büyük zaferlerle değil, küçük ve sürekli eylemlerle yavaşlatılabilir. Yanlışa sessiz kalmamak, Emeğin hakkını vermek, Gücün değil doğrunun yanında olmak uygulanabilecek en etkili reçetelerdir. Sen kötülük yapmıyorsun diye dünya değişmeyebilir. Ama sen de kötülük yapmaya başlarsan, kesinlikle değişir. Ve o değişim kötüye olur.
Ahlaki çürüme, yalnızca “onlar” dediğimiz kişilerden değil, “biz” dediklerimizin sessizliğinden beslenir. Bu yüzden öncelikle kendi iyiliğini korumak, aslında toplumun sessizce direnen damarlarından biri olmak demektir. Toplumsal çürümenin ortasında, değerlerinden vazgeçmeden yaşamak bazen insana kendini “enayi” gibi hissettirebilir. Ama unutmamak gerekir ki, çürüme toprağı kaplayabilir, fakat yeşeren tek bir sağlam fidan bile, bir gün o toprağın kaderini değiştirebilir. Biz O fidanlardan olabilirsek, yalnız olmadığımızın da farkına varırız.
Unutmamak gerekir ki; Memleketler parasızlıktan değil, ahlaksızlıktan çöker. Ahlâk olmayan yerde, kanunlar bir işe yaramaz. Ahlâk, kurallarını çiğneyenlerden öcünü çabuk alır. Ahlâk ve üçkâğıtçılık, terazinin iki ayrı kefesinde yer alır; biri çıkarsa diğeri iner. Devletler, kurumlar ve bireyler elbirliği ile ahlaki çürümenin önüne geçmek zorundadırlar. Aksi halde ne dünyada ne ahirette kendilerini de kurtaramazlar, gelecek nesillere karşı sorumluluklarının vebalinden de kurtulamazlar.







Allah razı olsun hocam. İçimizdeki hainleri bilirsek bu memleket ayağa kalkar. Lider ülke olur.
Liyakata değil adamı olana torpili olana öncelik verilince topluma olan güven insanlara yapılan eşit olmayan muameleler tamda bu konuya parmak basıyor.Toplum göz göre göre ladeste.
Allah razı olsun hocam, her zamanki gibi doğru ve yerinde tespitler olmuş. Özellikle toplum tarafından dindar olarak bilinen kişilerin , hak , hukuk , adalet , doğruluk , dürüstlük , ahlâk gibi konularda çok daha hassas olması gerekmektedir. Çünkü beyaz rengin üzerine düşen küçük bir toz bile olsa göze batar.Hz. Ömerin halifeliği zamanında bir yere görevli atanacakken , o kişi hakkında 5 vakit namazına 5 vakit daha katar, ramazan dışında da her fırsatta oruç tutar denilmiş, O ise siz bununla hiç ticaret yaptınız mı , yola gittiniz mi diye sormuş , hayır cevabı üzerine bu dedikleriniz onun durumunu bildiğiniz anlamına gelmez demiştir. Yani kişinin sadece çok ibadet etmesi onun o işe uygun olup olmadığının ölçüsü olamaz demiştir. Bir kişinin o işe ehil olması işin gerektirdiği vasıflara sahip olması ve karakterli olmasını gerektirir. Özel sektör bu anlayışla çalışır. Devlet kadrolarına da buna göre görevliler alınmalıdır.
Liyakat, bir toplumun var olmasının en önemli gücü.. Görevin, makamın layık olana değil de "torpili" olana verilmesi, o toplumun içten içe çürümesidir...
Aynen katılıyorum hocam, özellikle gençler arasındaki bu yozlaşmayı acilen durdurmamız gerekiyor.
Hocam emeğinize sağlık hayırlı cumalar
Allah Razı Olsun. Çok güzel yazı ve konular. Hayırlı Cumalar
Kalplerden göklere uzanan bu anlamlı gecenin İslam âlemine,insanlığa,sağlık, huzur, bereket ve umut getirmesini diliyorum.Birlik, dayanışma ve manevi değerlerimizi güçlendiren İSRA GECESİNİN-M'ÎRAÇ KANDİLİ ile CUMA GÜNÜMÜZÜN gönüllerimize ferahlık, yaşamımıza iyilik ve güzellikler katmasını YÜCE RABBİMİZDEN temenni ediyorum.
Eyvallah Mustafa Hocam, Allah Razı olsun. Müstefit olduk. Cumamız bizlere hayırlar getirsin inşallah. Allah'a emanet olun Sn.Hocam
Küresel çetenin dünya toplumlarını köleleştirmedeki en önemli aşaması yanlız yaşayan bireysel yaşamın özendirildiği toplumlar oluşturmaktır. Yalnız olan insanları avlamak çok kolaydır.
Âmin âmin hocam Allah raziolsun çok teşekkür ediyorum bu vesileile Miraç kandiliniz ve cemaniz mübarek olsun inşaallah selamlar
Malesef aferist kimseler olduk hocam. İslam’ın öngördüğü ahlak, müminlere şahsiyet ve bilinç kazandıran bir olgudur. Yani insanı insan yapan, mümine kimlik kazandıran en önemli unsur ahlaktır. İyi ahlak için iyi yasalar gereklidir. Yasalar da iyi ahlak olmadan korunamaz. Niccolo Machiavelli Sayğılarımla iyi kandiller diliyorum.
Toplumsal bozulmayı engelleme yollarının en önemlilerinden biri de görev ve sorumlulukların dağıtılmasında hakkaniyetin esas alınmasıdır. Hatırlatmanız için çok teşekkür ederiz. Herkes ders alır inşallah.
Daha ehil biri varken başkasını göreve getirenlerin Allah’a, Resûlüne ve bütün Müslümanlara ihanet etmiş olacağını belirten Hz. Peygamber, yöneticileri görevlendirmelerde ehliyet ilkesine göre hareket etmeye çağırmış, kayırmak suretiyle bir kimseyi göreve getiren yöneticileri kınamıştır. ÖLÇÜ BU İŞTE
Çok ders verici ve anlamlı bir yazı. Teşekkür eder Mirac Kandilinizi tebrik ederim.