SEN ALLAH İLE ARANI DÜZELT, ALLAH HER ŞEYİ DÜZELTİR. (3)
Emevi Halifelerinden Ömer bin Abdülaziz kısa hilafeti süresinde yönetimi altında olan müslim, gayr-ı müslim tüm tebaasının haklarına çok dikkat ederek hakkı ve adaleti yaygınlaştırdı. Ehl-i beyte dil uzatanların çirkin davranışlarına mâni olup son verdi. Tayinlerde ehl-i hal ve sûfî kimseleri tercih ederdi. Hasan Basri Hazretleri’ni Basra, Amr es-Sahî’yi Kûfe kadılığına tayin etti. Davranışları, sözleri ve gönlü ile örnek bir insan olduğu için O’nun zamanında hidayet bulanların sayısı çok arttı.
İslam ordularının doğu ve batıdaki fetihleri devam etti. Malatya, Rumlar’dan 100 bin esir karşılığı satın alındı. Pireneler aşılarak Fransa’ya girildi. Endülüs’de İslam medeniyetinin temelleri atıldı. Afrika’da bütün berberiler onun zamanında İslam ile şereflendiler. Gösterdiği hassas siyaset karşısında herkes tarafından da çok sevildi. Yönetimindeki insanları hak, adalet ve İslam’ın güzel ahlakı ile tanıştırdı. Toplum onda bir Müslüman yüreğinin nasıl olması gerektiğini müşahede etti. Yaşantılara yansıyan İslam’ın güzellikleri sayesinde hidayet bulanların sayısı çığ gibi büyüdü.
Abdullah b. İyaz babasından nakleder: Bir gün, Ömer b. Abdülaziz yanındakilerle beraber bir cenazeyi defn etmişlerdi. Cemaat dağılmıştı. Ömer b. Abdülaziz bir müddet kabrin başında kaldı. Yanındakiler sordu: “Ey Mü’minlerin emiri; siz bu cenazenin sahibi değilsiniz. Niçin burada bu kadar uzun kaldınız?” Onlara şu cevabı verdi: “Bana kabir, hal lisanı ile; “Onların kefenlerini yırtıyorum, vücutlarını parçalıyorum, kanlarını emiyorum. Hala benden ibret alınmıyor!..” diyor. Bu sözleri söyledikten sonra Halife ağlamaya başladı.
Etrafındakilere şu nasihatte bulundu: “Dünya ne kadar aldatıcı! Dünya’da üstün mevki ve varlık sahibi olmak hiç fayda vermiyor. Gençler ihtiyarlıyor ve sonunda bu hale geliniyor. Sakın dünyanın fani lezzet ve sefası bizi aldatmasın! Hani nerede bizden evvel yaşayıp, ölümü kendisine uzak görenler? Burada sıhhat, güç ve kuvvetlerine aldandılar. Bu yüzden günah işlediler.
Çok zavallı kimseler de onlara gıpta edip “Biz de onlar gibi yaşasak” diyorlardı. Şimdi onlara ne oldu? Toprak bedenlerini yedi, kemikleri kurtlara azık oldu. Halbuki onlar, dünyada iken kuvvetli bir aile içendeydiler. Herkes kendilerine ikram ediyordu. Şimdi ise heyhat!..
Ömer b Abdülaziz hutbelerinde şu önemli hususlara hep dikkatleri çekerdi: “Ey insanlar! Sizler ölümün hedeflerisiniz. Ölüm, sizden dilediğini seçer. Dün geçti, o sizin hakkınızda şahittir. Bugün size verilmiş mühim bir emanettir. Onun kıymetini iyi bilip değerlendirmek lazımdır. Yarın ise, içindeki meçhul hadiselerle gelmektedir. Ölümden kaçış nereye olacaktır? Sizler şu dünyada yüklerinizi bineklere yüklemiş yolcular gibisiniz. Yükleriniz başka bir alemde çözülecek. Sizler şu dünyada sizden önce gelenlerin yerine geçtiniz. Fakat siz de yerinizi sizden sonra geleceklere terk edeceksiniz. Sizin dünyaya gelmenize vesile olanlar hemen hemen hiç kalmadı gibi. Sizler de aynı şekilde göçeceksiniz!
Ey cemaat! Kendimde bir üstünlük gördüğüm için size böyle nasihat ettiğimi zannetmeyin! İçinizde belki benden daha çok rahmet ve mağfirete muhtaç kimse yoktur. Kendim ve sizler için Rabbime sığınıyorum. Allah’ın c.c. kitabını, Allah Resûlü’nün s.a.v sünnetini, güzel ahlak ve kalbî duygularını kendinize örnek alınız. Ancak kurtuluş bundadır.”
Hasta yatağında iken yakınları: “Senden sonra evlatlarına, ailene beytülmalden bir şeyler vasiyet et.” dediklerinde O; “Çocuklarım ya sâlih veya şerli kimseler olacaktır. Salih olurlarsa onların böyle bir şeye ihtiyacı yoktur. Şayet şerli olacaklarsa, benim onlara bırakacak bir şeyim yoktur. Her iki halde de buna lüzum bulunmamaktadır.” dedi.
Ömer b. Abdülaziz’in vefatına üzülmeyen kimse kalmadı. Hatta bir rahibe ağlıyordu. Kendisine: “Sen Hıristiyan olduğun halde niye üzgünsün?” denildi. Cevaben yine ağlayarak: “Yeryüzünde bir Güneş vardı. O şimdi battı.” dedi.
Mus’ab b. A’yun anlatır: “Ömer b. Abdülaziz halife iken Kırman’da koyun güderdim. Koyunlar ile kurtlar birlikte dolaşırdı. Bir gece ansızın kurtlar koyunlara saldırdı. İçimden: “Şu adil Halife ölmüş olmalı.” dedim. Araştırdım. Ömer b. Abdülaziz’in o gece vefat ettiğini öğrendim.
Ömer bin Abdülaziz’in hayatında, hassasiyetlerinde, yönetim şeklinde ve sorumluluk bilincinde günümüz yöneticileri için çok istifade edilecek dersler, ibret ve örnek alınacak hassasiyetler bulunmaktadır. Yöneticilerin hem yönettikleri hem de kendi akibetleri açısından kurtuluş vesilesi olabilecek bu ilkeler insanlığın huzur ve saadet reçetesidir. Kullananlar Allah’ın izni ile iki cihan saadetine nail olur. Sırtını dönenler ne yönettiklerini mutlu edebilir ne de kendilerini kurtarabilir.






Allah razı olsun hocam.Bu zamanda da böyle yöneticiler olsa, bu anayasa ile ne yapabilir diye kendime soruyorum.
AMİN. ALLAH RAZI OLSUN. CÜMLEMİZİN CUMASI MÜBAREK OLSUN İNŞALLAH.
Eyvallah Mustafa Hocam. Allah Razı olsun. Müstefit olduk. Cumamız bizlere hayırlar getirsin inşallah. Allah'a emanet olun
Amenna.Cumanız mubarek olsun
Selamünaleyküm hayırlı cumalar Mustafa abi aynen öyle abi
Hocam emeğinize sağlık hayırlı cumalar
Allah razı olsun sayın hocam Cumamız mübarek olsun
Yazılarınız inşallah kitap olarak çıkar. Hayırlı cumalar Allah'a emanet olun değerli kardeşim.
Allah CC razı olsun. Hayırlı cumalar.
ALLAH'ım! Bizleri nimetlerine şükreden, takdirine rıza gösteren, belâ ve musibetlere sabreden, korktuklarından emin, umduklarına nail olan bahtiyar kullarından eyle (Amin). Cuma'nın Feyzi, Rahmeti ve Bereketi Cümlemizin Üzerine Olsun inşaallah amin
Hayırlı sabahlar.Cuma gününün feyzi,bereketi,rahmeti üzerinize olsun.Cumanız mübarek olsun.
Elinize emeğinize yüreğinize sağlık hocam
ALLAH RAZI OLSUN KIYMETLİ HOCAM.HAYIRLI SABAHLAR,HAYIRLI CUMALAR.
Yönetimindeki insanları hak, adalet ve İslam’ın güzel ahlakı ile tanıştırdı. Toplum onda bir Müslüman yüreğinin nasıl olması gerektiğini müşahede etti. Yaşantılara yansıyan İslam’ın güzellikleri sayesinde hidayet bulanların sayısı çığ gibi büyüdü.
Hasta yatağında iken yakınları: “Senden sonra evlatlarına, ailene beytülmalden bir şeyler vasiyet et.” dediklerinde O; “Çocuklarım ya sâlih veya şerli kimseler olacaktır. Salih olurlarsa onların böyle bir şeye ihtiyacı yoktur. Şayet şerli olacaklarsa, benim onlara bırakacak bir şeyim yoktur. Her iki halde de buna lüzum bulunmamaktadır.” dedi.
Mus’ab b. A’yun anlatır: “Ömer b. Abdülaziz halife iken Kırman’da koyun güderdim. Koyunlar ile kurtlar birlikte dolaşırdı. Bir gece ansızın kurtlar koyunlara saldırdı. İçimden: “Şu adil Halife ölmüş olmalı.” dedim. Araştırdım. Ömer b. Abdülaziz’in o gece vefat ettiğini öğrendim.
Teşekkür ederiz hocam. Gerçekten çok güzel bir ders.