“İslâm” kelimesi, selâmet, kurtuluş, barış, huzur, emniyet, teslim olup rahata ermek gibi manalara gelir. Bu da İslâm dininin her yönüyle bütün âleme tam bir selâmet, kurtuluş ve huzur bahşettiğini gösterir. Yaratıcı, yarattıklarının huzurlu olabilmeleri için ihtiyaç duydukları her şeyi en iyi bilen ve onun yolunu en doğru şekilde gösterendir. İslam dini onun için dünya ve ahiret saadetinin anahtarı ve reçetesidir. İslâm sadece insanlara değil, hayvanlara, bitkilere ve hatta cansız varlıklara bile rahat ve huzur bahşeder.
Hal böyle iken peki neden günümüzde Müslümanlar İslam’ın bahşettiği bu nimetten mahrum? Neden zillet içinde ve darmadağınık? Neden gücünü kuvvetini, birlik ve dirliğini oluşturamaz ve koruyamaz haldeler?
Müslümanlar olarak “VEHN” denilen bir illete düçar olmanın cezasını çekiyoruz.
Resulullah’a sordular: Vehn nedir ey Allah’ın Rasûlü?
Cevap verdi Hz. peygamber: “O dünya sevgisi ve ölüm korkusudur!”
Resulullah Vehn ile ilgili hadisin başlangıcında şöyle bir uyarıda bulunur: Yakında (ahir zamanda İslam düşmanları), Müslümanların üzerine çullanıp, tıpkı diğerlerini sofraya çağıran yiyiciler gibi (sizinle savaşmak için)biri birlerini yardımlaşmaya çağıracaklar.” Söz konusu hadisin ravilerinden, orada bulunanlardan biri Resulullaha sordu: “O gün sayıca azlığımızdan mı bütün bu olacak olanlar?” Resulullah cevapladı: “Hayır! Aksine o gün siz sayıca çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöp gibi gibi olacaksınız. Hiçbir ağırlığınız olmayacak.” Sahabiler “neden” dediler, “bunun sebebi nedir?” Resulullah cevap verdi: “Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize ‘Vehn’ yerleşecek!” (Sünen-i Ebu Davud Ter.Şerhi, Şamil Yayınevi: 14/421.)
“Vehn” ne demekti: Dünya sevgisi ve ölüm korkusu! Sekülerleşme ve cihad’dan uzak kalma. Dünyevileşme. Dünya metaına çok itibar etme. Onu elde etmek için her yola başvurma. Servet, silah, makam, itibar, şöhret, kadın, para, o sizi dünyaya bağlayan her ne ise işte o! Kişisel olarak, aile olarak, cemaat / topluluk olarak, dünya malından neye meyleder ve ona bağlanırsanız o sizin için vehn sebebidir.
Aklınız ve imanınız servetinizden daha güçlü değilse, hayatınıza yön veren irade aklınız ve imanınız değil, servetiniz ve gücünüz olur. İnandıkları gibi yaşamayınca, yaşadıkları gibi inanmaya başlarlar ki, İşte o an felaketin başlangıcıdır.
Mal, mülk, kadın, yeme, içme, eğlence, gezip tozma, pahalı araçlar, kıyafetler, şan şöhret. Afrika’da insanlar acından ölürken, aşırı ve sağlıksız beslenme sonucu obez insanların sayısı artmaya devam ediyor “komşusu açken tok yatan bizden değildir” ikazına rağmen.
Kaçtığını sandığı şeye doğru koşan kalabalıklar ve onlara “yeryüzünde bir cennet ve ebedi bir hayat vadeden”, ölümü ve ahiret gününü unutturmak için oyun ve eğlenmeye çalışan, din ve dünya pazarlayan mutluluk tacirleri boy gösteriyor sahalarda ve ekranlarda.
Unutulmamalıdır, bu dünyada yaptıklarınız ve yapmanız gerekirken yapmadıklarınızın hesabının sorulacağı bir gün var. O gün unutulursa “vehn’ den kurtulmak hayal olur.
“Müslümanlar Allah’a samimiyetle imanı ve bağlılığı ve bunların insana kazandırdığı şahsiyetli, dirayetli, cesaretli, gözü pek, başı dik ve alnı açık duruşu kaybederse içine ‘VEHN’ düşecektir.”
“Vehn hastalığı kalbi bir marazdır. Dünya zevklerine aşırı düşkünlüğün ve ölümü hatıra getirmemedeki ısrarın hayat tarzı haline gelmesiyle, makam mevki arzusu, kolay ve lüks yaşam tutkusu kişide heybet, mehabet bırakmamakta, düşmanları ise daha cüretkâr hale getirmektedir.
‘Vehn’in bir diğer tarifi de iş ve amelde zafiyet ve gevşeklik göstermektir. Bu noktada Allah Teâlâ’nın kalplere zafiyet yerleştirmesinin sebebi olarak, Allah Resulünün, ‘dünya sevgisi ve ölüm korkusunun artması’ olarak izah etmesi, üzerinde tefekkür edilmesi gereken önemli bir husustur.
Müslümanların ahiret yokmuş gibi davranarak aşırı şekilde dünyaya bağlanması, yüksek idealler uğrunda mücadele etmeyi hayatından çıkarması, her şeyini dünya hayatının konforunu artırma amacıyla dizayn etmesi beraberinde ölümü hatırlamaktan uzaklaşmasını getirmektedir.
Günümüz Müslümanlarında artık helal-haram konusu bir hassasiyet ve fıkıh konusu değil. Bir marka, sertifika sorunu haline geldi. “Akleden bir topluluk”’un yerini kolayı seçen ve sorgulamayan bir kalabalık aldı. Para ve makam hayatımızın en önemli gayesi oldu.
Müslümanların bu durumu yeni nesillerin önlerindeki örneklerin yaşantılarına bakarak İslam’ı sorgulamalarına yol açtı. İslam diye, “adı Müslüman”ların yanlış yaşantılarını, inanç diye de pek çok hurafeyi gördüler. Dinini dert edinmeyen insanların dünyaya düşkünlükleri ile karşılaştılar. Doğru örnekler bulamayınca da Deizm, Ateizm vb. akımlar zemin buldu. Yeni nesillerdeki bu sorgulamanın doğruların bulunmasının da yolunu açacağı arzu ve ümidini taşıyorum. Zira İslam’ın düşünün, araştırın, görün gibi sonuca giden sorgulamaya yönlendirişi İbrahim a.s.ın Yıldızlara bakıp Allah’ı bulması gibi gerçek İslam’ı bulmalarına vesile olacaktır Allah’ın izni ve yardımı ile..
“Sizin davranışlarınıza bakıp da Müslümanlığa özenen kimseler yoksa imanınızı gözden geçirin.”Hadisi bu konuda günümüz Müslümanlarını çok ciddi sorumluluk sınavına alıyor. Bu sınavı kazanabilenlerin sayısı parmakla gösterecek kadar azaldı. İngiliz Pop Şarkıcı, Müslüman olduktan sonra Yusuf İslam adını alan Cat Stevens’ın “Müslümanları tanımadan önce İslam’ı tanıdım ve Müslüman oldum. Eğer İslam’ı tanımadan Müslümanları tanısaydım asla Müslüman olmazdım” ifadesi günümüz Müslümanının kafasını avuçlarının arasına alarak saatlerce düşünmesi gereken çok acıklı ve ağlanacak bir durumdur. Dinimi yaşama ve tebliğ görevimi yeterince yapamazken, benim yüzümden İslam’dan uzaklaşan insanların mesuliyetini nasıl taşırım endişesi yaşanmalıdır.
Müslüman toplumları İslam’dan uzaklaştırma görevi olanlar, görevlerini hiç aksatmıyorlar.
1935 yılında Kudüs’te toplanan Misyonerlik konferansında konuşan teşkilat başkanı Rahip Samuel Zwemer’in misyonerler için yaptığı uyarıda; “Sizden Müslümanları Hristiyan yapmanızı istemiyoruz. Sizin asıl göreviniz Müslümanları İslam’dan uzaklaştırmaktır. Onları Allah’ı ve peygamberlerini tanımaz hale getirin. Bunu çağdaşlık adı altında yapın. Allah’ı ve peygamberi tanımaz bir nesil hazırlarsanız büyük işlerle ve idarelerle uğraşmazlar. Rahatı, tembelliği, parayı ve nefislerini severler. Arzu ve şehvetlerini tatmin için uğraşırlar.” Talimatı Müslümanların akıl etmeleri açısından çok çarpıcıdır.
“Müslümanların İslam’a, İslam’ın da şuurlu / bilinçli Müslümanlara ihtiyacı var.” Şuurlu Müslüman, İslam’a göre düşünen ve yaşayan, Müslümanca düşünme ve yaşama istikametinde tasavvurları olan veya tasavvurları böyle bir dünyanın kurulmasına yönelmiş, böyle bir dünyada yaşamayı dert edinmiş (onu hayatının amacı haline getirmiş) olan kimseye deniliyor
Başımıza üç çiviyi iyice çakacağız der Merhum Erbakan Hocamız;
- İslamsız saadet olmaz.
- Şuursuz Müslüman olmaz.
- Cihad’sız İslam olmaz.
Allah ile kullar arasındaki engelleri ortadan kaldırmak için verilen mücadelenin adıdır CİHAD. Müslümanların izzeti, İslâm’ı hayata hâkim kılma manasına gelen cihad ile kaimdir. Allah yolunda Allah için mazeretsiz olarak cihadı terk edenlerin herhangi bir izzetleri olamaz.
Allah Resulü hadislerinde “Cihadı terk ettiğiniz zaman Allah size zilleti musallat kılar. Tekrar dininize dönünceye kadar onu üzerinizden atamazsınız”(Ahmet bin Hanbel11/ 84)
Muhammed Kutub Paris’te yaşayan Müslümanlara konferans verir. Onlara İslamiyeti anlatırken bir genç ayağa kalkar ve ukelaca şöyle der: “siz bize bunları niçin anlatıyorsunuz? Biz zaten Müslümanız. Sen dışarı çık da bunları kafirlere anlat.” M. Kutub şöyle cevap verir: “Onlara anlatacağım da anlatmadan önce seni düzeltmem lazım ki onlara Müslüman olun dediğimde seni gösterip Müslüman olunca bunun gibi mi olacağız demesinler”.
Adı Müslüman, yaşantısı İslam’a uymayan kişi ve toplulukları, Kitabının bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar eden, görmezden gelen, işine gelmeyeni yok sayanları Allah’ın zillete düçar etmesi ilahi kanunun gereğidir.
“Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp, bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? İçinizden bu şekilde davranan birinin cezası ancak rezil rüsvay olmaktır. Kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine itilirler. Bakara suresi 85-86
Allah’ım sen bizleri koru.
Allah’ım sen gönüllerimizi İslam’a döndür.
Allah’ım sen Müslümanlara şuurlu Müslüman olma lütfunu bahşet,
Allah’ım sen bizlere yardım et. AMİİİN.







MUSTAFA Hocam, yazılarınız harika. Hele başlıkları çok çarpıcı ve sarsıcı. Severek okuyor ve çok şey öğreniyorum. Özellikle olaylara Müslümanca bakmayı ve Müslümanca düşünmenin anlam ve önemini işliyorsunuz yazılarınızda. Buna da çok ihtiyacımız olduğu muhakkak. Allah razı olsun.
çok anlamlı, çok düşündürücü, çok silkeleyici ve çok harika bir yazı. Diyanet bu konulara pek değinmiyor. asıl derdimizi dile getirmişsiniz. çok teşekkür ederiz.
Huzur İslam da ama kendisini müslüman olarak adlandıran bizler neredeyiz?
Değerli Hocam. Yazınız beynimi zonklattı. Mesuliyetimiz çok büyük ama hem farkında değiliz, hem de umurumuzda değil. Ahir zaman, işimiz çok zor. Allah razı olsun.
çok güzel ve anlamlı bir yazı. adamın aklını başına getiriyor. gerçekten Allah yardımcımız olsun.
Amin sayın hocam. Teşekkür ederiz.
Aminn Aminn Aminn inşallah hocam
Amiin. İnşaallah hocam.
Eyvallah kıymetli Hocam..Her bir tespit bizi anlatıyor.Çare de belli;silkinip kendimize geleceğiz, başka çaremiz de yok..
Bizi silkeleyen kaleminize kuvvet hocam.
Amim
Pek Muhterem Başkanım.Allah Razı gelsin zamanımızı yaşattınız inşaallah şuur elde etmek çalışırız.Diyanetde bu Konuyu bize çok işlemesi gerek saygılarımı sunarız
Amin.
Kıymetli hocam Allah sizden razı olsun her yazınızı okuduğumda kendime geliyorum
Çok harika bir yazı. okuyunca şoke oldum. gerçekten Allah Ümmet-i Muhammed'e yardım etsin. Kaleminize sağlık hocam