BABALA'RA GELDİK!
Daha dün denecek zamanda yüzyılın felaketinin yaşadık. Acısı, hüznü, sızısı hâlâ yüreklerimizde. Türk devleti, bakan ve bürokratları dahil tüm imkanlarıyla;Türk milleti STK'larıyla birkaç saat içinde depremzede kardeşlerimizin yanındaydı.
DEVLET, acılara ortak, ağlayanlara omuz, yüreklere yâren olmak için canla başla uğraşırken "Ahbap" isimli bir dernek nasıl olduysa ülkenin bir numaralı yardım kuruluşu olarak sivrilivermişti.
Berna Laçinden Pelin Batuya;Muharrem İnce'den Özgür Özel 'e;İsmail Saymaz'dan Chukynin Gelini'ne kadar...nerede gazeteci, topçu popçu, sanat-sepet tayfası varsa hepsi (Belki açıktan) iktidarla olan hesaplarını Kızılay üzerinden görmek adına "Kızılay’a yardım etmeyin" diyemediler;ama Haluk Levent ve Ahbap'ı süslü, abartılı cümlelerle göklere çıkarıp "Çadır sattılar" algısı ile Kızılay’a operasyon çektiler. Böylece yardımların AHBAP’a yapılmasının önünü ardına kadar açmış oldular.. Bilerek isteyerek...
Tıpkı 28 Şubatçıların İmam hatip liselerini kadük hale getirip FETÖ Kolejlerinin önünü açması misali.
DEVLET, söz verdiği üzere, tüm karalama furyalarına rağmen, milletiyle birlikte iki sene gibi çok kısa bir zamanda o bölgeyi insanlarıyla birlikte ayağa kaldırdı. Evler, iş yerleri, yollar, köprüler, köyler inşa edildi. Hayat, çok kısa bir süre sonra yeniden yeşermeye, asık yüzler gülmeye, hüzünlü gözler daha bir umutla bakmaya başladı.
Derken o "Devlet yok, Ahbap var!" sloganı ile göklere çıkardıkları "Ahbap" öyle bir patladı ki duymak istemeyen sağırların kulakları duyar oldu, görmek istemeyenlerin gözleri fal taşı gibi açılıverdi.
Meğer yere göğe sığdıramadıkları, sadece kanatları eksik "yardım meleği" zevat, depremzedelere gönderilen paraları kumarda ezmiş ya "ışıklı tayfa" şok! Şaşkınlıklarını atar atmaz mevzi değiştirip birbirlerinin omuzlarından aynı anda Haluk Levent’e ateş etmeye başladılar:hain,rezil,sahtekâr...
Az sayıda bazıları da "Yanılmışım, özür dilerim." gibi sözlerle "mahçubiyet" maskesini yüzlerine geçiriverdiler ya, biz bu numarayı yemeyiz. Biliyoruz ki çok yakın zamanda bir başka vesileyle maskelerini indirip bu toprakların insanlarına, onları değerlerine olanca hınclarıyla yine saldıracaklar.
"Efendim bizim haberimiz yoktu, nereden bilelim onun sahtekar olduğunu, temiz bir niyetle onu destekledik" minvalindeki sözlerinizin millet indinde hiçbir anlamı yok. Sözleriniz köksüz bir ağaç gibi boşlukta sallanıp duruyor ha devrildi ha devrilecek. Çünkü millete umut verip peşine taktığınız adam, 50’den fazla suç kaydı olan, karşılıksız çek vermekten hapis yatmış ve defalarca tutuklanmış biri. Siz hâlâ insanlara Andersen'den masallar anlatıp duruyorsunuz.
O zamanlar "kahraman" ilan edip paraya boğduklarınızı şimdi "hain" ilan etmekle,
"Haberimiz yoktu, nereden bilelim. " teraneleri ile zeytinyağı misali suyun üstüne çıkarak sorumluluktan kurtulamazsınız. Salağa yatarak kendinizi gizleyemezsiniz, çünkü hepiniz oradaydınız ve biz buna şahidiz!
Öyle yağma yok, size güvenip Ahbap’a milyarlar akıtan insanların vebali boynunuzda.. Hukuk önünde de hesap vereceksiniz! Yoldaşınızla, BABALA TV'de el ele verip "Devlet yok, Ahbap var" sloganı ile devleti aşağılayarak, çek sahtekarlığı, tehdit vb gibi suçlardan dolayı hapse girmiş, bankalarca kredi kartı bile verilmeyen adamı "en güvenilir kişi" yapmadınız mı? O Yoldaşınız, hesabına yurtdışından büyük bir döviz girişi olduğu anlaşılınca "nihayet" gözaltına alınmış. "Nihayet" diyorum;çünkü Haluk Levent'in en büyük destekçisi bu şahıs, Yüzyılın Felaketi"nde insanlar göçük altında kurtarılmayı beklerken, sahibi olduğu BABALA TV'de "Baraj patladı" yalan haberini yaptığında, canla başla mücadele edenler, çalışmayı bırakıp büyük bir panikle Hatay'dan kaçmaya başlamıştı.
Sonra bu haberin yalan olduğu anlaşılınca çalışma ekipleri geri dönmüş, ama tam üç gün çalışmalar durmuştu. Belki kurtarılabilecek binlerce insanımızın hayatına mal olmuştu bu yalan. Sırf bunun için tutuklanmalıydı yıllar önce.. İnşaallah bu, başlangıç olur, gerisi gelir. Ait olduğunuz penceresiz odalarda hep birlikte "Babala'ra geldik" şarkısını söylediğiniz günleri de görürüz.
Bazen düşünmüyor değilim. Rüşvet, yolsuzluk ve ahlaksızlık çukurunda debelenenlerden biri hasbelkader "muhafazakar kesim" den biri olsaydı yeri göğü inletmişlerdi "havlucu" lar. Öyle ya onlara göre "hırsız, sahtekar, tacavüzcü" dahil tüm kötüler bizim mahalleden çıkar, çünkü biz olağan şüpheliyizdir onların gözünde. Ama"hırsızlık, ahlaksızlık.."onlardan çıkarsa ya iftiradır ya da iktidarın oyunudur.
Mesela Haluk Levent yurtdışına kaçabilseydi ve oralardan "Ben depremzedeler için gönderdiğiniz paraları kumarda ezmedim, muhalif olduğum için, Atatürk'ü sevdiğim için iftira attılar. "deseydi, üzerine de" İzmirin dağlarında çiçekler açar/Yaşa Mustafa Kemal Paşa!" yı patlatsaydı mâlum tayfanın MASAK RAPORLARI, telefon kayıtları, itiraflara rağmen "Yok kardeşim sen böyle bir şeyi asla yapmazsın, bu iktidarın muhalifleri karalama oyunu" diyeceğinden hiç şüphemiz yok.
"Nasıl bu kadar emin konuşabiliyorsunuz?" diyen olursa cevabımız şöyle olur:Bakınız İmamoğlu maddesi..
Şöyle bir araştırdım, meğer Haluk Levent, Ahbap Derneği'nin üçüncü yöneticisi imiş. Sicili kalabalık olmasına rağmen "Gel Ahbab Derneğine başkan ol." dediklerinde ağzı kulaklarına varmış olmalı.. Nasıl olmasın, borç dağları aşmış, verdiği çekler karşılıksız çıkmış, soruşturmalar, mahkumiyetler birbirini kovalıyor,tam bıçak gırtlağa dayandığında "Gel sana para kasasını emanet edelim."diyorlar. Meşhur hikayedir :"Tilkiye 'Seni tavuk çiftliğine müdür yapalım, ne kadar maaş istersin?" diye sorduklarında tilkiyi almış bir gülme, kendine gelince "Ben para, pul istemem, hayır adamıyım. "demiş ya hesap o hesap..
" Ama 'Ahbab' kelimesi çok samimi, sıcak, güven veren bir isim, insanlara çok yükleniyorsun."diyenleri duyar gibiyim. Ama emin olun derneğin ismi" Ahbap"değil de" Ahmaklar Derneği" olsaydı paralar yine oluk oluk akardı; çünkü temel saikleri "akıl" değil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan nefreti. Bu nefret öyle iflah olmaz bir nefret ki mâlum tayfanın mâkul ve mantıklı düşünme meleklerini dumura uğratmış, sağlıklı düşünemez olmuşlar. Bunun örneklerini defalarca gördük millet olarak, bundan sonra da görürüz ömrümüz olursa.
Bizim mahallenin yazarlarından birinin, o zamanlar sosyal medya hesabından "Kendilerini defalarca ispatlamış devlet kurumları varken yardımları ne idüğü belirsiz derneklere göndermeyin!" uyarısının altına yapılan yorumlar, ne demek istediğimizi anlatmak için yeterli olur sanırım:
*Lan para benim para değil mi sana ne! Yardım yaparsam sana mı soracağım, size ne, nere yaparsak yaparız!
*Kızılay’a bağışlanan kurban etleri yandaşın otelinden çıktı,ne konuşuyorsun sen!
*Ahbab candır, gönlümüz ferah, en çok o kuruma güveniyorum. Recep Tayyip bir şey diyorsa tersini yapmak makbuldür. "
Toparlarsak; biz, mâlum tayfanın karalamalarına kulak asmayıp, afetlerde defalarca kendilerini ispatlayan ve depremin ilk saatlerinden itibaren depremzedelerin yanında olan İHH, KIZILAY, AFAD, BEŞİR, VEREN EL vs gibi derneklere yardımlarımızı gönderdik.
Işıklı tayfanın yardımları bahislerde, partilerde "hiç" edilirken bizimkiler mazlumlara sıcak bir kap yemek, bir yudum su, sıcacık çadır oldu.
Defaatle söyledim, yeri gelmişken yine söylüyorum:"Koyunluğun tarifi yeniden yapılmalı."







