YETERSİZ BAKİYE
ADAM; işadamı, müteahhit dememiş, ekibiyle İstanbul'u resmen haraca bağlamış. Sayfalarca söz söylemek mümkün;ama uzatmayalım (müteahhiti nasıl sıkıştırdılarsa artık) her biri 50 milyon Dolar değerindeki 3 villaya sadece 15 milyon TL'ye çökmüşler.
Onu savunmak için sokağa dökülenlerin ağzındaki nakarat:
"Hükümet istifa, Mustafa Kemal'in askerleriyiz!"
ADAM; dershane ve özel derslerine binlerce lira harcadığı çocuğunun gece gündüz çalışarak, gençliğini bir bakıma heder ederek girdiği üniversiteye sahte evraklarla, yalan beyanla, baba parası ve nüfuzu ile girer. Bu sahtekarlık ortaya çıktığında diploması iptal edilince sen, çocuğunu da yanına alarak sokağa dökülürsün, ağzında aynı nakarat :
" Hükümet istifa, Mustafa Kemal'in askerleriyiz!"
KADIN; Türkiye'nin en seçkin öğrencilerinin okuduğu, en seçkin üniversitelerinden biri olan Galatasaray Üniversitesi'nde profesörlük ünvanıyla ders vermektedir. Fakat onun da diğerleriyle birlikte yalan bilgi ve sahte belgelerle üniversiteye kaydolduğu, haliyle usülsüz diploma aldığı ortaya çıkar ve diğerleri gibi diploması iptal edilir. Gerçek ortaya çıktıktan sonra, yıllardır olduğu gibi ders vermek için sınıfa adım attığında Türkiye'nin en seçkin üniversitelerinden birinin en zeki(!)öğrencileri onu alkışlar eşliğinde karşılar. Dillerinde ise durumla ne alakası olduğu pek de anlaşılamayan bir slogan:
"Susma, sustukça sıra sana gelecek!"
Oysa tam tersi bir karşılama olmalı değil miydi? Mâlum bu öğrenciler gençliklerini feda ederek bindelik dilimle girmişlerdi Galatasaray Üniversitesi'ne, hoca(!)ları gibi hile ile değil..
ADAM; (sayısız şirketler, muhteşem bir servet tatmin etmemiş olmalı ki) kızı yaşındaki kadınlarla uyuşturucu partisi düzenler, dumanlı kafalarla sapkın ilişkiler içine girer, yalancı cennette gününü gün eder. Rezillik ortaya çıkınca, belki asgari ücretle geçinmeye çalışan sen, çoluk çocuğunun nafakasını bilete verip maça giden sen, sokağa dökülürsün dilinde slogan:
"Dik dur eğilme, bu taraftar seninle! "
Olmadı, öğrencileri "taraftar" yapması için okul okul gezdirir, bu da yetmezse Yeşilay Derneğine plaket verdirirsin.
Gören, duyan da adamı, vatan-millet için bir şeyler yapmış da haksızlığa uğramış zanneder...
ADAM; gecenin bir vaktinde 16 yaşındaki kız çocuğuna:
"Beni beğeniyor musun?
Ben nasıl bir erkeğim?
Beni etkiliyorsun, aklımdaydı sana yazmak... " gibi sapık supuk mesajlar gönderir. Bu rezillik ortaya çıkınca taraftarlarından "Hepinizi utandırdım, hakkınızı helal edin." gibi "masum(!) ve (mahçup!) " cümlelerle af diler; ama çevresindekiler onu alkış yağmuruna tutar, destek sloganları da hazırdır :
"Dik dur eğilme, bu halk seninle!"
Be mübarekler!
Öncelikle; hile ile diploma sahibi olanları, müteahhitleri, iş adamlarını haraca bağlayanları, senin paranı jetlerde, yatlarda, kumar masalarında eskortlarla yiyenleri, uyuşturucu alemlerinde hatunlarla fink atanları, kız çocuklarını taciz edenleri istifaya davet edeceksiniz, iktidarı değil..
"Askeriyiz! "diye övündüğünüz M. Kemal’in "Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim. " sözünü çok duyduk; amma velakin "uyuşturucu kullanmak, rüşvet alıp vermek, kız çocuklarını taciz etmek " gibi insanlık onuruna yakışmayan durumları övdüğünü, tavsiye ettiğini hiç duymadık.
İnsanlık tarihinin her döneminde" rüşvet, uyuşturucu, ahlaki düşüklük" gibi kavramlar, utanılacak şeylerdi. Bu meziyet(!)ler, "övünç" kaynağı oldu da biz mi duymadık! Değilse (ki değil) bu maharetler(!)i sergileyenlerin ölürcesine savunulmasını anlamak mümkün değil..
Bu tavrın iler tutar yanı yok!
Nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan....
Ne acayip bir nesle denk geldik.
Etrafımız; hiçbir işe yaramayan, ruhlara sadece sıkıntı veren "yetersiz bakiye" lerle dolu.
Ve biz, onlarla yaşamak mecburiyetindeyiz. ..








Evet malesef Metin bey.
Metin hoca, yazmaya devam. Böyle güzel yazılardan bizi (okuyucuları) mahrum bırakma. Herkesin bildiği şeyleri böyle güzel yazı ile kalıcı hale getirerek unutturmamak lazım.
Bizim zamanımızda ki eğitim sistemine yeni geçiliyor . Eğitim sistemi, bilgisayar,cep telefonu, akıllı tahta gibi teknolojik ürünler beyinleri çalışma ma durumunda tutuyor, hazırı al şeklinde bir beyin çalışması vesselam
Karabükte de benzer durumlar oluyor. Bu sefer ana aktör bazı medya kılıklı şahıslar. Hiç izlenmeyen kanalları yerine Facebook iftiracılığı yapıyorlar. Pislik içine gömülmüşken sağa sola çamur atmaya çalışıyorlar. Kuranı Kerim bunları çok güzel ifade etmektedir. Bakara-11: Meali: (Kendilerine:) “Yeryüzünde (Allah’ ın emirleri dışına çıkarak) sakın fesat çıkarmayın (bozgunculuk yapmayın)!”* denildiği zaman: “Bizler sadece düzeltenleriz.” derler. * Fesat ve fâsıklık da münâfıklık alametlerindendir. Bakara-12: Meali: İyi bilin ki (Allah’ın hükümlerini beğenmeyip aykırı hareket ettiklerinden dolayı toplumda) asıl bozguncu onlardır. Fakat (bunun) farkında değildirler.
Bunları yapanlara Kur'an-ı Kerim'deki tanımıyla "BELHÜM EDAL" demek yeterli olacaktır. Rabbim Eşrefi Mahluk olarak kalabilmesi cümlemize nasip eylesin. Metin hocam epeydir gözlerden uzak idin, bir geldin, Pir geldin, kaleminize ve gönlünüze sağlık, Allah'a emanet olunuz.
Müslüman olanlara ahlak dersi veren bu cami ya atfen güzel olmuş hocam kalemine sağlık
Ellerinize sağlık üstadım, fanatizm her zaman sıkıntılı bir durumdur. Kimin yaptığı ile değil ne yaptığı ile ilgilenmek ve hak batıl ölçüsünde değerlendirmek daha doğru bir tavırdır. Lakin çok yüzeysel ve tarafgirlik pencesinden bakınca sizin gibi usta kalemlere malzeme çıkıyor. Vesselam.
Atış serbest. Hedef 12. Vuruş tam isabet. Keskin nişancı madalyası hakkınız. Gözünüzün ferine, şuurunuzun izanına, yüreğinizin cesaretine Allah bereket versin üstad