HOŞ GELDİN RAMAZAN, İYİ Kİ GELDİN
Her sene aynı şeyler..Tarih tekerrürden ibaret derler, insan da...
Her Ramazan ayı geldiğinde sakinleşiyoruz, dünya telaşına ara veriyoruz, kendimizi dünya karşısında sessize alıyoruz bir bakıma..
Ramazan bitiyor, sonra kaldığımız yerden aynı şevkle, büyük bir hırsla saldırıyoruz hayata.
Kazanmak, daha çok kazanmak,hep kazanmak oluyor hedefimiz. "Kazanmak" fiili, kimimiz için para, kimimiz makam, kimimiz içinse şöhret oluyor. Amaçlar farklı olabiliyor; ama hayatımıza yansıyan akisleri aynı oluyor.. Gözümüz ne dost görüyor ne arkadaş ne akraba ne de komşu.
Hepsi hayatımızda bir siluetten öte anlam taşımıyor. İhmal ediyor, kırıyor, döküyoruz; üstelik bu ayıplarımızın ya hiç farkında olmuyoruz ya da vicdanımızı rahatlatacak gerekçelerle ayıplarımızın üstünü örtüveriyoruz.
Maddeleştiğimiz, körleştiğimiz, hesap gününü unuttuğumuz, yorulduğumuz, tükendiğimiz, darmadağın olduğumuz bir anda geliveriyor mübarek. Susuzluktan kurumak üzere olan bir bitkinin kılcal damarlarına yürüyüveren bir ab-ı hayat gibi...
Ellerimizi göğe açarak dilimizden dökülüveriyor kelimeler:
''Yorulduk Rabbim, dağıldık, topla bizi! ''
Hoşgeldin Ramazan.. İyi ki geldin..
ORUCUN SAHİBİNE HÜRMET
Trafiğe kapalı alanda yürüyorum yani nam-ı diğer "Mecburiyet CADDESİ" nde, öylesine...
Karşıdan da, 20'li yaşların başında iki kızımız geliyor..
Biri, parmaklarının arasında tuttuğu sigaradan ara sıra bir fırt çekiyor, sonra başını göğe kaldırıp içine çektiği dumanı keyifle üfleyiveriyor. Duman, kokusunu da alarak kafasına göre taklalar atarak dağılırken kızımızın içinden geçen düşünce şu olmalı:
''Ben canımın istediğini yaparım, kimseden çekinmem, kimseye hesap vermek zorunda değilim, kimse umurumda değil, hakkımda ne düşündükleri de...''
Oysa o da bizim umrumuzda değil. Bir insan Ramazan ayında oruç tutmayabilir. Belki yolcudur, belki hastadır bilemeyiz. Canı oruç tutmak istememiştir de olabilir; zerre umurumuzda olmaz. Biz kendimizi kurtardık da o mu kaldı? Sonuçta hesabını o verecek, biz değil.
Lakin "Müslümanım" diyen bir kişi(inanmıyor da olabilir)Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülkede, oruçlu insanların arasında göstere göstere yiyip içmemeli.
Mesele aç olanların, tiryakilerin canının çekmesi filan da değil ha. Zaten kaç saat aç-susuz kalıyoruz ki..
Mesele insana hürmet, inanca hürmet, orucun sahibine hürmet...
RAMAZAN PİDESİ
İftara yakın bir zamanda, orucun verdiği uyuşukluk halini bir kenara bırakıp doğru fırının yolunu tutuyor, pide kuyruğuna giriyorsunuz.
Sıra beklerken kuyruktakiler ile havadan sudan sohbetler ediyorsunuz. Bu arada kaynak yapmak için teşebbüs eden uyanıkları "Oruçluyken kul hakkı olmuyor mu? " gibisinden serzenişlerle tatlı tatlı uyarıyorsunuz.
Sıranız gelince parasını veriyor, fırından yeni çıkmış, sıcacık pideyi alıp otomobilinize biniyorsunuz. Havanın soğuk olmasından faydalanıp tüm camları kapatıyorsunuz. Sıcacık, susamlı pidenin o doyumsuz kokusu otomobilin içine dağılırken siz yol boyunca o muhteşem kokuyu içinize çekiyorsunuz.
Ramazan benim için bir bakıma bu demek...
Yok böyle bir keyif...








Rabbimiz bizleri bu ayın sonunda günahlarından arınmışlardan eylesin.
"Mal bozuksa Mal Müdürü ne yapsın" derler ya üstadım, kalp/gönül düzelmedikçe hiçbir şey düzgün olmuyor maalesef ama biz yine de ümidi kesmeyelim, düzelü bere diyerek ümitvar olalım ve dua edelim " Ya Rabbi onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar, bilseler yapmazlardı, onlara HAKKI görüp ona göre davranmayı nasip et", Hayırlı Ramazanlar, Hayırlı İftarlar, Mazlumlara da hayırlı zaferler inşaallah.
Rabbimiz hakkile idrak edenlerden eylesin inşallah
Düşüncesizliği, empati yoksunluğunu, saygısızlığı özgürlük sanan bir saçma anlayışın kurbanı gençler. Bilseler ki gerçek özgürlük karşılıklı saygı ve sevgi ile, karşıdaki kişinin değer verdiği şeylere hürmet ile elde ediliyor, böyle yapmazlardı diye düşünüyorum.
Fenerbahçe ile Avrupa kupası maçı oynamak için geçen hafta İstanbula gelen İngiliz Tottenhaim takımı Taraftarlarını uyardı. İstanbulda kesinlikle sokakta alenen yiyip içmeyin. İnsanlar oruç tutuyor. Müslümanlara saygılı olun.