PEDOFİL RUH HASTALARI
Geçmiş zamanlar....
Churchill :
(Hintliler için) "Hayvan gibi bir dine sahip, hayvan gibi bir halk"
(Kürtler ve Afganlar için) "Medeni olmayan kabilelere karşı zehirli gaz kullanmayı güçlü bir şekilde destekliyorum."
(1. Dünya Savaşı'nda Osmanlı askerleri için)
Onlara karşı hardal gazı kullanılmalı.
Bugün...
Eski İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant:
''İnsansı hayvanlarla savaşıyoruz ve ona göre hareket edeceğiz."
Trump:
"İranlılar hayvan gibiler. Bu yüzden köprülerini ve enerji santrallerini havaya uçurmak savaş suçu değil.”
Zaman değişiyor, liderler değişiyor; ama BATI MEDENİYETİ(!)'nin Beyazların ''üstün ırk'', gayrısının ''Goyim'' olduğu anlayışı hiç değişmiyor...
Bu cümleler aklımızın bir köşesinde dursun...
Yaklaşık 40 gündür tüm Dünya ile birlikte siyonist pedofil çetenin ''haksız, hukuksuz'' saldırılarına karşı İranlıların muhteşem savunmasını nefesimizi tutarak izliyoruz. Her ne kadar siyonist emperyalizm sebep olarak İran'ın nükleer silah üretmek istemesini öne sürse de tüm Dünya, gerçek sebebin Epstein Dosyaları olduğunun farkında.
Siyonist katil Netanyahu’nun yakın zamanda dile getirdiği : “Hem Sünni hem de Şii İslam, tüm dünya için bir tehdittir. Bunun kendiliğinden çözüleceğini söyleyemeyiz. Düşmanlarımızı tekrar tekrar vurmaya devam edeceğiz." sözleri bize İran'dan sonra sıranın Arap ülkeleri ve Türkiye'de olduğunu söylüyor.
Bu sözler, içimizdeki bazılarının değişik sebeplerle görmek istemediği şu gerçeği en yetkili siyonistin ağzından hatırlatmış oldu:
"Siyonizm için Müslümanların hangi ırktan-milletten-mezhebten olduğunun, hangi partiyi desteklediğinin, hangi cemaat ya da tarikata intisaplı olduğunun hiçbir önemi yoktur. Düşmanımızdır ve görüldükleri yerde çoluk çocuk, yaşlı-genç demeden kundaktaki bebeğe kadar öldürülmelidir.
Her şey bu kadar ortada, tehlike kapımıza dayanmışken biz hâlâ "Sünnîlik-Şiîlik!" derdindeyiz.
İstanbul fethedilirken Bizanslı papazların "meleklerin cinsiyetini" tartışmasından ne farkı var bunun?
İran rejiimi; ''mezhepçi, yayılmacı'' anlayışı ile Suriye'de, Afganistan'da, Irak ve Yemen'de yüzbinlerce Müslümanın kanını döktü, milyonlarcasını yerinden yurdundan etti mi?
Evet!
Azerbaycan-Ermenistan savaşında, Ermenistan'a destek verdi mi?
Evet!
Türkiye'yi zora sokmak için PKK'nın İrandaki kolu PEJAK'ı bize karşı kullandı mı?
Evet!
Bu ve benzeri konularda İran rejimini kıyasıya eleştirebiliriz ve bu, bizim hakkımız; ama o gün, bugün değil. Bugün İran'a yapılanın aynısının, yarın bize yapılacağına şüphe yok.
O halde bize düşen sadece bu meselede değil, Müslümanları ilgilendiren her meselede (itirazlarımızı saklı tutarak ve önlemimizi alarak) bakış açımız, Cumhurbaşkanımız R.T.Erdoğan'ın dillendirdiği şu sözlerde anlamını bulmuş olmalı değil mi?
" Millet olarak bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii, Sünni değil; sadece insan vardır. Bizim Sünnilik, Şiilik gibi bir dinimiz yok. Tek bir dinimiz var, o da İslam. Hangi ırktan olursak olalım bizi bütünleştiren ortak paydamız yine İslam. Mezheplerimizden önce insanız, Müslüman’ız…"
O halde bize düşen, "ama'sız, fakat'sız" küresel siyonistlerin, emperyalistlerin karşısında; mazlumların yanında olmaktır.
Yoksa bizi darmadağın edecekler demedi demeyin!
Kendimce yaptığım makul ve mantıklı izahata rağmen hala İran’a (Molla rejimine) karşı olanların (Bu asla ABD ve İsrail’i desteklemek anlamına gelmiyor) bir kısmı da düşüncelerine meşruiyet kazandırmak için İran halkının İslam anlayışını öne sürüyor. Bu meseleler asırlardır tartışılmış; ama maalesef ortak bir noktada buluşulamamış, bundan sonra da buluşulabileceğine dair hiç umudum yok(yanılmayı çok isterim). İtikadi meselelerdeki farklı yorumları, böyle bir zamanda gündeme taşımanın anlamı olmadığı gibi Müslümanlara faydası da yok..
(Allah korusun) Siyonist güruhun bu savaştan zaferle çıktığını, İran'ın başına,"kipası'' ile İsrail'deki Ağlama Duvarı'nı ziyaret eden İran'ın sürgündeki eski veliaht prensi Rıza Pehlevi'nin lideriğinde, muhaliflerin geçtiğini düşünelim. Molla rejimini mumla aramayacağımıza dair en ufak bir endişemiz olabilir mi? Karşılaşacağımız manzara şu:
İran, ikinci İsrail olacak ve biz aralarında kalacağız.
''Muhalifler" mi; yoksa ''Molla Rejimi'' mi derseniz ben, ülkelerinin bombalanmasını şarkı söyleyip dans ederek kutlayan siyonist emperyalizmin kuklalarını değil; cesur, vatansever ve inanmış bir yönetimi bin kez tercih ederim.
Şu hakikati dile getirmeden geçmek istemem:
İnanıyorum ki çoğumuz -malum sebeplerden- yüksek sesle ''Helal olsun!'' diyemedik İranlılara ve yöneticilerine. Ama savaşın başlangıcından bugüne kadar öldürülen dini, siyasi ve askeri birçok liderinin ardından, ölüm riskine rağmen zerre tereddüt etmeden bayrağı devralanların sokaklarda halkla iç içe olmalarını; siyonist katilleri protesto etmek adına sokaklara çıkan halkın, yakınlarına düşen bombalara rağmen kılını kıpırdatmamalarını, ülkelerinin enerji santrallerinin etrafında toplanarak ölüme meydan okumalarını için için takdir ettik...
Bu sözlerimden İran aşkıyla yanıp tutuştuğumuzu düşünenler olabilir. ''Pencereyi açık bırakıp da hırsızı günaha sokmanın anlamı yok.'' Amerika ve İsrail'in karşısında hangi ülke olursa olsun, tüm itirazlarımı bir kenara bırakıp onun yanında olurum.
Yaşım 60'ı geçti. Birçok kişiyi, olayı farklı değerlendirecek kadar yaşadım. Bir tarafta Gazze'deki soykırımı kılını kıpırdatmadan öylece izleyen, bununla yetinmeyip ''Araplardan bana ne!'' diyen Müslümanları; diğer tarafta Gazzelilerin yanında olduklarını göstermek adına soğuk-sıcak demeden, hapse girmeyi, işini kaybetmeyi göze alarak sokaklara dökülen her dinden, her milletten insanları gördüğümden bu yana, insanları, inanç, mezhep, ırk, dil üzerinden değerlendirmeyi bıraktım.
Anladım ki insanlar ''İyi ve kötü'' diye ikiye ayrılıyor.
Ezcümle; küresel siyonizm ve emperyalizmin karşısında; rengine, milletine, diline, inancına bakmadan mazlumun yanında olmak, her şeyden önce ''insan'' olmakla ilgilidir..








Kalemine , yüreğine sağlık dostum.
Eyvallah dostum, selam ve muhabbetle
Din üzerinden her türlü ayrıştıcı guruplaşma oluşumlarında başlar bellidir. Ülkmeizde de diğer ülkeler de bir anda tavsiyye edilebilir. Mezhepleri, ibadetleri, hatta bazı sünnet ve sonraki çıkan uygulamları din kuralları olarak yapısına aktararak yapısını oluşturmaktadır. Devletler Temel kuran ve gerçek hadisle yine aynı şekilde İslam biliği teşkilatında her dilden hizmet vermelidir.Bunun içinde ihtisaslı hocalar yetkili olmlıdır.
Başat bir yazı altına imzamı atarım, tebrikler sayın muharrir ve mütefekkir hocam
İran'ın ikinci İsrail olacağı durumu düşünmek beni çok sarstı
Üstad, meselelerin tam üzerine basmışsın. Atışlarındaki isabet tam, her atışını 12 den vurmuşsun. Allah senden razı olsun. Bir Müslümanın bu girift olaylar karşısında nerede durması, olaylara nasıl bakması, neyi nasıl değerlendirmesi gerektiği hususuna mükemmel ışık tutmuşsun. Yani gene üstadlığını konuşturmuşsun. Tebrik, takdir ve teşekkür ederim.
Eyvallah üstadım...