YAPMA-YAKMA
Şehrimiz tarihinin en büyük felaketlerinden birini yaşadı. 3 farklı yerde çıkan yangınlar, olağanüstü gayretlerle 7.günde ancak kontrol altına alınabildi. 50'den fazla ev yandı, onlarca köy, mahalle boşaltıldı.
Felaketin, insanların ruhunda bıraktığı o boğucu hüzün, yanan evini çaresiz gözlerle izleyen bir hemşehrimizin dudaklarından dökülen şu sözlerde gizliydi sanırım :
"Belki de evimi son kez görüyorum, sadece evim değil, çocukluğum, gençliğim, hatıralarım yandı."
Ne zaman bir orman yangını haberi duysam çok üzülürüm. Bir insanın yetişmesi nasıl onca emek, onca zaman istiyorsa bir ağaç için de durum pek farklı değil.
Belki bazılarına garip gelebilir; ama herhangi bir şekilde hayatını kaybetmiş insanlara ne kadar üzülürsem yanan ormanlara (haliyle içindekilere) da en az o kadar üzülürüm, belki de daha fazla...
Öyle ya insanın sahtekarı, yalancısı, ahlaksızı, bencili, ağzı bozuğu var; ama ağaçların, çiçeklerin yok, hayvanların da...
Bir orman yandı mı o güzelim ağaçlarla birlikte içinde yaşayan canlılar da yanıyor. Hayvan deyip geçmemek lazım, onlar da bizim gibi can taşıyor. İnsanlar nasıl acı çekiyorsa o masumlar da acı çekiyor.
Yangın çıktığında evde yalnız bırakılan çocuklar, nasıl panik içinde sağa sola kaçışıyorlarsa ormanda yaşayan hayvanlar da aynı çaresizliği yaşıyor:
Sincap hangi dala sıçrasa alev topu,
Kuşlar kendini kurtarsa, yavruları yuvalarda çaresiz.
Kaplumbağa desen, yapabildiği sadece beklemek.
Biz feryad figan ortalığı inletirken onlar çığlık atmıyor mu?
Bizler gözyaşı döküyoruz da onlar dökmüyor mu?
Biz sevdiklerimize ağıtlar yakarken onlar yakmıyor mu?
Çığlık da atıyorlar, gözyaşı da döküyorlar, ağıt da yakıyorlar ;ama biz bencillikle örülmüş dünyamızın kapısını kendimizden başka herkese, her şeye kapattığımız için duymuyoruz, görmüyoruz, hissetmiyoruz.
Ormanlar değil, biz yanıyoruz, umutlarımız, ciğerlerimiz yanıyor.
Güzel kardeşim gel şu "Bir şey olmaz" hastalığını terk et artık.
Daha ne kadar sürecek bu vurdumduymaz tavırlarımız?
"Anlaman" için, daha ne kadar ormanımız, içindekilerle birlikte kül olacak?
Ne kadar insanımız evsiz kalacak,
Ne kadar insanımız hayattan kopacak,
Ne kadarını gözleri kapanıncaya kadar tarifsiz acılar içinde yaşamaya mahkum edeceksin ?
Anız yakma!
Mangal yapma!
İzmarit atma!
İçtiğin gazozun, zıkkımlandığın meretin şişesini ormana fırlatma.!
Üç kuruşluk keyfin için ORMANLARIMIZI,
Yâni hayvanlarımızı,
Yâni nefesimizi,
Yâni neslimizi,
YAKMA!!!
YAPMA!!!








Yeşili yakan kendini yakar. Ormanlarımız yanmayan ağaçlardan oluşturmayı tavsiye edenler var. Peki toplumu ormanları yakmayan, yanarken sadece bakmayan, onları koruyan, yetiştiren insanlardan oluşturmak daha doğru olmaz mı? Ülkeyi imar ederken nesli ihmal ederseniz o nesil o ülkeyi berbad eder.
sayın hocam gerçekten ALLAH ın sessiz canlılarının ağaçlarla birlikte fıtratlsrına uygun sessizce ölümü bekleyişleri çaresizlikleri insanım diyen herkesin ciğerlerini yakar ama artık koltuklarında oturup maaş alan bakanların biran evvel ceza yasalarını düzenlemeliler artık suçluların ceza almaları yapanların yaptıklarının yanına kalmayacağı bir ülke istiyoruz ulaştırma bakanı telekom şirketleri milletin anasını ağlatıyor tahhüt adı altında göz göre göre soyuyorlar napıyor bu bakan adalet bakanı içişleri bakanı ceza yasalarında reform için ne yapıyorlar hepsinin ayrı ayrı vilayetlerfe özel şoförleri var millet ekonomik sıkıntılarla hesap ysparken devletin bu israfları görmemesi kısaca zor dönemlerden geçiyoruz ALLAH önce bana sonra ümmeti MUHAMMED e sağlam bi iman nasip etsin vesselam saygılsrımla sayın hocam.
Rabbim böyle felaketleri bir daha göstermesin inşallah.