BAŞKANLIK SEÇİMİ ÜZERİNE MÜLÂHAZALAR
Karabük’te 1 Nisan’da (Çarşamba günü) gerçekleştirilecek İl Genel Meclisi Başkanlığı seçimlerinde son düzlüğe girildi. Şimdiye kadar 5 aday başkanlığa talip olduklarını kamuoyu ile paylaştı.
Adayların hepsinin de Ak Partili olması, dikkatleri Ak Parti Teşkilatına çevirdi. Haliyle bu süreçte belirleyici rolün AK Parti teşkilatında olacağı da aşikar. Buna benzer durumlarda Ak Partinin ‘’bir ve beraber ‘’ olma düşüncesine çok önem verdiği kamuoyunun malumu. Bunun doğal sonucu olarak Akparti Teşkilatı, adaylarla görüş alışverişinde bulunup seçime ''Tek Aday'' olarak girmek isteyecektir.
Çok zorlu olacağı şüphe götürmeyen bu süreçte Ak Parti teşkilatına, özellikle de Ferhat başkana Allah kolaylıklar versin.
Adayların hepsi birbirinden değerli ve görevi hakkıyla yerine getirebilecek yetenekte; ama şahsi görüşüm yarışmanın 3 aday arasında geçeceği....
Sanırım hakkında en kolay ve en isabetli karar Sayın Ahmet Sözen için verilebilecektir; çünkü kendisi yıllardır icra makamındadır. Yaptıkları, yapamadıkları, yapmak zorunda olduğu halde yapmadıkları, kamuoyunda kendisi hakkında yapılan olumlu ya da olumsuz yorumlar ile göz önünde.
Ahmet Başkanın dezavantajlarını şöyle sıralayabilirim:
Birincisi; İktidar olmak, ilk bakışta avantaj olarak görünse de yıpratıcıdır. Hele uzun süreli olanlar, illaki yıpratıcı olur. Çünkü liderler yaptıklarından çok, yapamadıklarıyla değerlendirilir. Onlarca güzel icraat yaparsın; ama kötü bir icraat yaptın mı diğer bütün iyi icraatlar gözden silinir.
İkincisi; İşler yolunda gitse bile insanlardaki herhangi makul bir sebebe dayanmayan ''değişim'' arzusu. Bu arzuyu basite almak,çok yanlış olur; çünkü insana birkaç gün ''Döner'' yedirseniz bir süre sonra değiştirmek ister.
Üçüncüsü ise aynı koltukta uzun yıllar görev yapan bir yöneticinin farkında olmaksızın bir süre sonra kurumu ''şahsi malı''gibi görme zehabına kapılıp ''Her şeyin en iyisini, en doğrusunu ben bilirim, ben olmasam bu kurumda işler yürümez.'' düşüncesine teslim olması.. Bu ruh haliyle de her meselede ''durumdan vazife çıkarıp'' yetkisi olmayan konulara da müdahil olup yetki aşımının çevreye verdiği rahatsızlıklar..
Bu yazdıklarım, asla ''Böyle olmuştur''anlamına gelmemeli. Bizimkisi yıllar içinde farklı kurumlarda şahit olduklarımızdan ibaret, başka bir anlamı yok!
Ahmet Beye, teşkilat "Falanca kişi de karar kıldık, sen çekil" dese çekilir mi? Hiç sanmam; çünkü yıllar önce teşkilattan gelen böyle bir isteğe, partisinden ihraç edilmeyi göze alarak " hayır" demişliği, kamuoyunun hafızasında diriliğini koruyor. İhraç sonrası tekrar partiye döndüğü ve tekrar il genel meclisi başkanı seçildiği de...
Yani demem o ki Ahmet Başkan, dişli bir rakiptir ve ''Kurdun dişine kan değmiştir'' bir kere, asla vazgeçmez!
Sayın Ahmet Kirman, atalarımızın "Bir koltuğa iki karpuz sığmaz. "sözüne nispet yaparcasına" İl Genel Meclis üyeliği ve Belediye Başkan Danışmanlığı, Karabük Ulaşım Aş .Yönetim kurulu üyeliği " gibi üç önemli göreve İl genel Meclis Başkanlığını da eklemek istiyor. Her şeyden önce şunu belirtmeden geçmek istemem: Çevresi tarafından sevilip sayılmasa, verilen görevleri hakkıyla yapacağından en ufak şüphe duyulsa ( onlarca talibi olan) bu görevler ona tevdi edilmezdi. Saydığım üç görevi de başarıyla yerine getirebiliyor olduğuna kendisini ve çevresini ikna etmiş olmalı ki dördüncü göreve de talip.
Ahmet Beyin tek dezavantajı, zihinlerdeki '' Her biri hayli mesai ve enerji isteyen görevlerin hepsini aynı anda tam anlamıyla yerine getirebilir mi? "düşüncesi olmalı. Tanıdığım Ahmet Bey, siyaseti bilir, halkın içinden geldiği için onların nabzı tutmayı da iyi bilir. Bu sebeple ondan, ''Seçildiğimde görevlerinden birinden veya daha fazlasından feragat edebilirim.'' izlenimini vererek dezavantajı, avantaja çevirecek bir hamle gelirse de hiç şaşırmam. "
Hasan Yıldırım Bey, yıllardır gerek üye gerekse başkan olarak İl Genel Meclisinde Karabüklülere hizmet verdi, veriyor. Harita mühendisi olması, mesleğindeki uzmanlığı, tecrübesi, renkli kişiliği ile öne çıkan adaylardan olması şaşırtıcı olmaz. Birkaç kez bu yarışa girip kaybettiği de kamuoyunun malumu. Bu hakikate ilaveten uzun yıllar aynı kurumda hizmet vermesi ''tecrübe'' olarak mı değerlendirilir; yoksa ‘’metal yorgunluğu’’ olarak mı bilemiyorum.
Gerçi ''metal yorgunluğu'' şu anki meclis başkanı Sayın Ahmet Sözen için de fazlasıyla geçerli o da ayrı bir konu..
Yazımızın başında her ne kadar '' Yarış üç aday arasında geçer.''demişsek de adaylar, teşkilatın tek aday üzerinde birleşme fikrine sıcak bakmazlarsa "karar vericiler", "O zaman hiçbiriniz olmasın.'' diyerek adaylığını açıklamayan; ama saygınlığı, güvenilirliği, tecrübesi ile tüm üyelerin üzerinde ittifak edebileceği, bu görevi layıkıyla yapabilecek başka bir adayı da gündeme getirirlerse hiç şaşırmam. Aklımda bu şablona uyan bir isim var; ama şimdilik bende kalsın. Kendisi ''Ben de varım.''diye ortaya çıkmadığına göre ismini zikretmek ''şık'' olmaz diye düşünüyorum.
Yazımızın nihayetine yaklaştığı bölümlerde şu düşüncelerimizi de not etmeden geçmeyelim..
İl Genel meclisi Başkanlığı için adaylığını açıklayan hemşehrilerimizin her biriyle bir yerlerden tanışıklığımız var, küçük bir şehirde yaşadığımız malum, illaki bir vesileyle birbirimize değiyoruz.
Ahmet Sözen Bey dersaneden velimdir,oturup çay eşliğinde sohbet etmişliğimiz, Ak Parti İl yönetiminde iken ortak toplantılarda bulunmuşluğumuz vardır.
Hasan Beyi yıllardır tanırım. Merhabalığımız vardır, buluştuğumuz ortak noktalarımız çoktur, İyi, güzel insandır, hakkında olumsuz herhangi bir söz duymuşluğum yoktur.
Ahmet Kirman Beyle Ak Partiden tanışıklığımız var. Ben onu severim, o da beni sever ve sayar sağolsun...
Sayın Ertan Mısırlı ile aynı apartmandayız yıllardır, alt komşumdur. Modern zamanların apartman komşuluğu hepimizin mâlumu; pek nadir görüşsek de hal hatır sorarız birbirimize.
Mesut Aydın Beyi yakınen tanımıyorum; ama insanların kalbinin güzelliği yüzüne yansır derler ya o tip insanlardan. Güler yüzlü, cana yakın bir insan. Herhangi bir vesile ile karşılaştığımızda selamlaşırız.
Sonuç olarak her bir adayla az veya çok tanışıklığımız var, kalbimi tartıyorum, kimseden yana ağır basmıyor sanki... Belki hiçbirinin üzülmesine gönlümüz razı olmuyordur ya da ''Her yiğidin kalbinde bir aslan yatar'' derler ya belki bizim gönlümüzde de bir aslan yatıyordur da ben farkında değilimdir, kimbilir?
Bu yüzden sözlerimizi şöyle bir temenni ile bitirelim:
İYİ OYNAYAN KAZANSIN...








hepsi aday olursa ne olur, başka partiden aday çıkarsa ne olur?
Tebrik ederim değerli üstad. Çok üstadça bir yazı olmuş. Efradın câmi, ağyarını mâni bir izahatla meramını çok veciz şekilde izâh etmişsin. Adama boşuna ÜSTAD denilmediğinin fotoğrafı gibi bir yazı olmuş. Kaleminize kuvvet..
Eyvallah üstadım,böyle güzel sözleri sizden duymak bizim için onurdur..Selam ve muhabbetle