SEFEROĞULLARI İLE TELLİOĞULLARI MEYDAN MUHAREBESİ (2)
CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP Grup Başkanı Özgür Özel grup toplantısı yapacaklarını açıklamış, üstelik aynı gün(Salı), aynı yer ve aynı saatte..
Hakikaten dediklerini yaparlarsa Tellioğulları ile Seferioğuları 2.Meydan muhaberesine hoşgeldiniz..
Şunun şurasında ne kaldı ki
Bekleyelim, görelim...
Bu cümleler, burada dursun!
Temsil kabiliyeti olmayan liyakatsiz insanların sırtına, gücünü aşan sorumluluklar yüklediğinizde, bunun altında kalacakları kesindir.
Bu insanlar, birilerinin desteğiyle bir şekilde o koltuğa oturdukları için yönetemezler, aksine onları oraya getirenlerce yönetilirler.
Önemli konularda kendi başlarına karar alamadıklarından dolayı, böyle bir durum hasıl olduğunda, düşüncelerini daha doğrusu ''emirleri''ni almak için soluğu ''haşmethap''ların yanında alırlar. Aldıkları emirleri de sorgulamadan uygularlar. Zaten birilerinin gücü ile koltuğa oturanların başka da şansları yoktur.
Meşhur hikâyedir:
Kanuni Sultan Süleyman, “Fransızlar borç istiyor ne yapalım?” diyen vezirine:
“Ver paşa ver. Borç alan, emir alır” der ya, hesap o hesap..
Bulunduğu makama birilerinin gölgesinde gelenler; yetersizliklerinin farkında oldukları için özgüven eksikliklerini ve bilgisizliklerini, bağırıp çağırarak, kavgada bile söylenmeyecek sözlerle örtmeye çalışırlar. Mesela hoşlanmadığı kişilere kürsüden ''Yavşaklar, deli karı, alçaklar, zübük'' demekte bir beis görmezler. Hatta hızlarını alamayıp sadece görevini yapmaya çalışan birini, sırf kininden dolayı ''iğrenç bıyıklı'' diyerek aşağılayabilirler.
Kendilerini"solcu veya alevi" olarak niteleyen birçok vatandaşımızda bu "posbıyık" tabir edilen bıyık tipini hepimiz çok defa görmüşüzdür. Şahsen her gördüğümde "Bu bıyıklarla nasıl yemek yiyorlar, özellikle ayranı nasıl içiyorlar? " sorusunun cevabını merak etmişimdir; ama hiçbir zaman dudaklarımdan "iğrenç" kelimesi çıkmamıştır."Tercih meselesi, demek ki kendilerine yakıştırıyorlar" diyerek tebessüm edip geçmişimdir.
Bulunduğu makama birilerinin gölgesinde gelenler; o kadar dağılmışlardır ki ''iğrenç'' kelimesinin zihinlerde uyandıracağı şu düşüncelerden habersizdirler:
''Ne yani, 'Yapılan yolsuzluklar, baklava kutularında alınan-verilen rüşvetler, pavyon çalışanlarını belediye çalışıyor gösterip sigortasını milletin kasasından ödetmeler, otel odalarında hatunla basıldığında kapıya neredeyse "cıbıldak" çıkan havlucu harem ağasını uzun süre partiden atamamak ...''tan daha mı iğrençtir sadece gazetecilik görevini yapan muhteremin bıyıkları?
İşin garibi aşağıladıkları bıyık sahipleri, yıllardır CHP ile kendilerini özdeşleştiren vatandaşlarımızdır. Yani aslında kendi ayaklarına sıkıyorlardır da farkında değillerdir. O derece nevirleri dönmüştür.
Bulunduğu makama birilerinin gölgesinde gelenler;
"CHP Genel Başkanı" yazan çelengin (Anıtkabir kurallarına uygun olmadığı için) mozoleye konulmasına izin verilmeyeceğini bildiği için tam mozoleye yerleştirirken (uyanıklık yapıp) ''CHP Genel Başkanı''yazısını cebinden çıkarır ve çelengin üzerine koyarlar. Başka bir söyleyişle Atalarının huzurunda bile cin olmadan adam çarpmaya çalışırlar; lakin Anıtkabir görevlileri bu numarayı yemeyince "tamam alacağım zaten "deyip yazıyı tekrar cebine koymak mecburiyetinde kalırlar.
O esnada kendilerine eşlik eden Dava(!) arkadaşları, Anıtkabir görevlilerine, koruma askerlerine (sâdece görevlerini yaptıkları için) sözlü ve fiziki olarak saldırıda bulununca ortalık karışır.
Bulunduğu makama birilerinin gölgesinde gelenler, bu manzarayı gördükleri halde:
''Durun napıyorsunuz, burası "önderimiz, tek mürşidimiz, yaşama sevincimiz" dediğimiz, her iki lafımızdan birinde "izindeyiz" diyerek yeri göğü inlettiğimiz atamızın huzuru. Bizim geleneklerimizde ölüye saygı adına, bırakın mezarlıkta münakaşa ya da kavga etmeyi, ses bile çıkarılmaz. Ayıptır, kendimize saygımız yoksa da atamıza olsun. Kendi iç çekişmelerimize onu alet etmek, bize yakışır mı?'' demek bir yana, bu aklıselim cümleleri kurmayı akıllarının ucundan bile geçirmemişlerdir.
Bulunduğu makama birilerinin gölgesinde gelenler;
Anıtkabir'de, ''Gençliğe Hitabe''yi kitaptan okuyan gencin (kafelerde saatlerce kahve yudumlamaktan, akşamları da alemlere akmaktan kondisyonu sıfırlanmış olsa gerek) dinlenmek için önüne attığı bacağını iteklerken; M.Kemal ve İ. İnönü'nün kabri karşısında "Paşam hiç merak etme. Namussuzlardan çok daha cesur olarak bu memleketi bizler kurtaracağız.'' diye şov yapmak isterken insanların onlara bıyık altından güldüklerinin farkına bile varamazlar...
Bulunduğu makama birilerinin gölgesinde gelenler; her ne kadar "Atatürk ilke ve inkılapları ışığında, onun önderliğinde muasır medeniyetler seviyesine çıkmak" nakaratını dillerinden düşürmeseler de onların tek dertleri partiyi ele geçirip onun gölgesinden nimetlenmektir. Aksi olsa, bayramın son günü ''Atamızın emaneti'' dedikleri partinin genel merkezinde, milletin gözü önünde meydan muharebesi yapmazlar, kendilerine meşruiyet kazandırmak için Anıtkabir’de seçmenlerinin M.Kemal'e olan sevgisini kullanmaz, çelenk koyarken onun mozalesine ayakkabılarıyla basmazlardı.
Bırakılan yüklüce mirasa sahip olmak adına CHP'de koltuk kavgaları yıllardır sürer gider. Bu kavgada ne ahlâkî ilkelerin ne parti prensiplerinin ne de M. Kemal'in önemi vardır. Önemli olan tek şey, menfaatlerdir.
Her zaman iddia ettiğimiz bir gerçeği tekrar ifade ederek sözlerimizi nihayetlendirelim :
Çok şeyde olduğu gibi "Atatürk" sevgisinde de samimi değiller. Cahiliye döneminde müşrikler helvadan put yapıp acıkınca yiyorlarmış ya, bunlarınki de böyle..
Kendi çıkarları olduğunda gözleri de gönülleri de kimseleri görmüyor, Atatürk dahil....







