SEFEROĞULLARI İLE TELLİOĞULLARI MEYDAN MUHAREBESİ
Millet olarak Kurban Bayramına, Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin Cumhuriyet Halk Partisi 38. Olağan Kurultayı'na yönelik açılan iptal davasında, kurultay seçimlerini ve alınan tüm kararları baştan itibaren geçersiz sayan "mutlak butlan" kararının gölgesinde girdik.
Sonuçta bayramlar, dargınlıkların, küslüklerin sona erdiği, huzur ve kardeşliğin öne çıktığı zaman dilimleri. Bu yüzden kimsenin kalbini kırmamak, insanların, özellikle de sevdiklerimizin Bayram mutluluğuna gölge düşürmemek adına" butlan "kararını uzaktan seyretmekle yetindik. Aslına bakarsanız millet olarak bizi ilgilendiren tarafı da yoktu.
Biz bayrama bu gözle bakıyorduk, ama bakmayanlar da varmış... Tam da bayramın son günü, insanlar huzurun nirvanasına ulaşmışken, (bayram öncesi CHP Genel Merkezini ele geçirebilmek için yapılan meydan muharebesi kesmemiş olmalı ki) "Durun siz kardeşsiniz! "uyarılarına rağmen " bayramlaşma "adı altında, Ankara'nın farklı noktalarında, coşkulu tezahüratları eşliğinde gövde gösterisi yapmış, birbirlerine hakaretler yağdırmış er meydanının yiğitleri.
Yalnız her iki tarafın üslubu pek de" Bayram ruhuna" yakışır cinsten değilmiş. Hep "-mişli, - muşlu" cümleler kuruyoruz, çünkü hakkaten bizi(milleti) ilgilendiren bir mesele değildi;takip de etmedik. Mesele "düşman kardeşler"in taht kavgasından ibaretti. Yalnız kardeş kavgası deyip geçmemek lazım; tarih şahittir ki kardeşler arası taht kavgası çok daha şedid, çok daha yıkıcı olur ki öyle de olmuş. Kılıçlar çekilmiş, dönülmez bir yola girilmiş.
CHP GENEL BAŞKANI Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ve ekibini, "Partiye sızmış FETÖ ajanları olmanın yanında, partiyi pavyon masalarına meze etmek, dış odaklardan yardım istemek, rüşvetçi ve hırsız olmak" la itham etmiş. Aslında Meral Akşener de yıllar önce aynı türküyü söylemişti de konjonktür gereği duymazdan gelinmişti:
"Dürüst olduğuna kefil olup seçilmesine vesile olduğumuz kişilerin kocaman birer hırsız olduklarını anladığımızda çektiğimiz acıları anlatmam mümkün değil."
Özgür Özel'in eli armut toplamıyormuş elbet, o da meydanlarda, Kılıçdaroğlu'na "Milletin istemediği kimse CHP'nin genel başkanı olamaz. Buna heves etmeyin... Bu öfke, sönümlenebilecek bir öfke değil" sözleriyle meydan okurken, mitingtekilerin "Hain Kemal!" sloganlarına "Zalim Kemal" diye karşılık vermiş.
Şaşırdık mı? Elbette hayır.. Çünkü CHP'deki taht oyunları, tarihin tekerrüründen ibaret. Tarihin tozlu sayfalarında çok da geriye gitmenin anlamı yok..Rakip oldukları Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Kılıçdaroğlu taraftarlarının Muharrem İnce'ye; günümüzde ise Kılıçdaroğlu ile Özgür Özelin ve dahi taraftarlarının birbirlerlerine söylediklerine bakmak, şu gerçeği tastamam anlamak için yeterlidir:
"CHP taht kavgalarında ilke-prensip hak getire!"
DÜN;
CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı iken kaybedilen seçim sonrası "Seçim akşamı alkollüydü,NATO askeri kaçırdı" gibi yalanlarla itibar suikastı yaptılar Muharrem İnce'ye. Memleket Partisi şemsiyesi altında yarışa girmeye kalkınca bu sefer de Kemal Kılıçdaroğlu lehine adaylıktan çekilmesi için İnce’ye ana avrat küfür ettikleri yetmedi "bölücü Muharrem”, “AKP’li Muharrem”, “Sarayın adamı Muharrem” diye yeri göğü inlettiler. Kinleri geçmemiş olmalı ki" ona ait" diyerek sahte müstehcen görüntüleri servis ettiler. En sonunda "lanet olsun! " deyip siyaseti bırakmak durumunda kaldı adamcağız.
(Ha, bütün bu olanları sineye çekip yakınlarda CHP'ye döndü; bu da garip bir durum ya neyse, konumuz bu değil!)
BUGÜN;
Bir zamanlar "Pirom, dedem, umudumuz" dedikleri Kemal Kılıçdaroğlu'na,(sırf hakkı olanı teslim aldığı için) "Hain Kemal, Koltuk manyağı, rezil, utanmaz, pişkin, bölücü, aptal, yavşak Kemal" gibi çok ağır ifadelerle hakaretler yağdırırken, aleviler de Kılıçdaroğlu'nu ‘Düşkün’ ilan etmeye kadar götürdüler işi. Bu ağır ifadeler, sadece sokaktaki insanlarla sınırlı olsa neyse; ama Fatih Altaylı, Uğur Dündar başta olmak üzere, CHP'lilerin kanaat önderleri onlarca gazeteci ve sanatçı da programlarında, bu galiz küfürleri etmekte ve binlerce insana ettirmekte hiçbir beis görmediler.
"Mutlak Butlan" için mahkemeye başvuran, tanık olan ve delil sunan 18 ismin tamamının CHP’li olduğu gerçeğine rağmen Özgür Özel, taraftarlarını konsolide etmek adına (çünkü R. T. Erdoğan karşıtlığı her daim işe yaramıştır) meydanlarda "İktidarı vermemek için rakibine darbe yaptı. 'Mutlak butlan' ile 'mutlak sultan' ittifakına geçit vermeyeceğiz" diyerek olan biteni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a mâl etmeye çalışmış ya, butlan meselesinin hiçbir yerinde Sayın Cumhurbaşkanı ya da başka birileri olmadığı gibi bu suçlamanın mantığı da yok; öyle ya "rüşvetten, yolsuzluktan, ahlaki zaaflardan" arınmış bir CHP'yi, siyaset dehası olan Sayın Cumhurbaşkanı niye istesin?
Özgür Özel bir suçlu arayacaksa CHP'nin içinde aramalı. Çünkü CHP'linin CHP'liye yaptığını kimseler yapmıyor. Tarihte de böyle, bugün de böyle. Sepetin içindeki yengeçler gibiler. Hani sepetin içindeki yengeçlerden biri sepetten çıkmak için uğraşırken diğeri onu yukarı itmek yerine bacağından tutup aşağı çekermiş ya, onlarınki de o hesap. Günün sonunda hiçbiri başarılı olamıyor. Yengeçler sepette; CHP'liler siyasette....
Ezcümle; CHP'li Seferoğulları ile Tellioğulları'nın kayıkçı kavgası, CHP' liler hariç kimseyi zerre kadar ilgilendirmiyor, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil...








Metin hocam kalemin çok güçlü seni artık ruhsal medya kanallarına ve gazetelerine bakmak lazım
Eyvallah kıymetli müdürüm, her şey nasip de buralar bize yetiyor şimdilik. Okuyucularım çok kaliteli Maaşallah...
Kazan kaynıyor HEM DE FOKUR FOKUR, KAYNATANLAR DA, KAYNATANLAR DA AYNI, ALLAH KİMSEYİ ONLARIN HÂLİYLE HALLENDİRMESİN, SONLARINI HAYRA TEBDİL EYLESİN.
Bu makaleye tek bir satır yorum bırakacağım. CHP seçimle gelen genel başkanı genel başkan kabul eder, düzeltme yaparsanız sevinirim..
Seçime şaibe karışmışsa, mesela pavyonda delege avına çıkılmışsa, oy karşılığı yakınlara belediyelerde iş vaadinde bulunulmuşsa(ki bunlar şahitlik, belgeli ispatlandı, mahkeme de Kongreyi ve başkanı iptal etti) başkan seçilmiş sayılmaz Şevki Bey.. Delegelerin iradesine bu yollarla ipotek konulmaz.
Buldun bir kor ateş harlayıp duruyorsun.
Bir zamanlar rahmetli Hasan Karakaya yazarımız vardı. Bugün ne yazdı, diye merak eder hemen gazeteye sarılırdim. Bugün yine Ali İhsan Karabasanoğlu ile beraber Metin Yalçın hocam ne yazmış diye merakla bekliyor ve kurabiye canavarı gibi zevkle yazılarınızı okuyorum. İyi ki varsınız hocam. Kaleminize kuvvet...
Üstad, üstadlığını gene konuşturmuşsun....
Eyvallah üstadım