GARİP BİR TİYATRO MASALI
Her sene olduğu gibi bu vakitlerde köyümdeyim. Köy demek sakinlik, huzur demek, moral bozucu olaylardan ve özellikle de "insan" lardan uzak olmak demek.Huzurun formülünü eskiler bulmuş zaten :"Az insan, çok huzur"
Amma velakin kaçmak ne mümkün! Ömrümüzü törpüleyen insanlar ve onların sebep oldukları lüzumsuzluklar, ya TV'lerde ya da sosyal medyada önümüze çıkıveriyor maalesef. Kaçış yok anlayacağınız...
Haber:
"Bahçelievler Belediye Meclisi'nin Pazartesi günü gerçekleşen oturumunda, CHP'li Meclis üyelerinden biri, 15 Temmuz hakkında ‘Tiyatro'; bir başkası da ‘Bahçelievler'de 15 Temmuz şehitleri mi varmış' deyince şehit aileleri çok büyük tepki gösterdi, fenalık geçirenler oldu,şehit yakınları ile CHP'li Meclis üyeleri arasında arbede çıktı."
Cumhurbaşkanı otelinin bombalanmasından kıl payı kurtuluyor, meclis bombalanıyor, TV'ler kapatılıyor, insanlar kurşunlanıyor, arabalar tanklarla eziliyor, genel kurmay başkanı ve komutanlar derdest edilip kelepçeleniyor, yüzlerce şehit, binlerce yaralı var...Ve hâlâ bunun darbe olmadığını,oyun olduğunu iddia edenler, hakikaten ağır hastalar ve işin garibi bunun farkında değiller.
Uğursuz Fetö kalkışmasının üzerinden yıllar geçmesine, kamera görüntüleri, darbecilerin ses kayıtları, itiraflar gibi somut kanıtlara, yargı kararlarına ve en önemlisi 253 şehide, binlerce gâziye rağmen, böylesi önemli bir meseleyi sulandırmak için hâlâ darbeye "tiyatro" diyenlerin olması çok üzücü.
Bazılarının kendilerini darbeye "tiyatro" demek zorunda hissetmesinin arkasındaki temel sebep hepimizin mâlumu :"Recep Tayyip Erdoğan nefreti"... Bu öyle bir nefret ki sadece gözleri kör etmekle kalmıyor, akılları ve vicdanları da kör ediyor.
Ve biz o "bazılarının" kimler olduklarının da farkındayız :
"Darbe başarılı olsun" diye için için sevinen, sabaha kadar dua edenler,
Bankamatik, market ve benzinlik önlerinde sıraya girenler,
"Erdoğan'dan kurtulduk" diye kadeh kaldıranlar, tanklara alkış tutanlar,
Perdeleri çekip ışıkları kapatarak TV'lerden darbeyi seyredenler
Ve de
"Sağcının ahmağı türbeden; solcunun ahmağı darbeden medet umar" tespitini ispatlarcasına, iktidar yolunda seçim sandığına değil de Fetö'ye bel bağlayan kifayetsiz muhterisler..
Darbenin engellemesinde en büyük pay sahiplerinden biri olan Özel kuvvetler komutanı Zekai Aksakalli Paşa bir zamanlar TV kanallarının birinde şu tespiti yapmıştı:
"Darbeye tiyatro demek, ihanetin bir başka şeklidir." ki elhak doğrudur ve biz de bu cümlenin yanında saf tutanlardanız.
Aslında "tiyatrocular" sosyal medyada rastladığımız şu özlü sözü sonuna kadar hak ediyorlar ya bize yakışmaz :
"Madem 15 Temmuz bir tiyatro’ydu, o zaman siz de ATM'lere koşmak, benzincilerde sıraya girip market raflarını yağmalamak yerine, 'fırsat bu fırsat' diyerek tankların altına yatsaydınız, kurşunlara göğsünüzü siper etseydiniz de 'şerefsiz' rolü yapacağınıza 'kahraman' rolü yapsaydınız."
Öyle ya, böyle fırsatlar insanın önüne ömründe bir kez ya çıkar ya çıkmaz.
Neyse, sakin olmak yakışır bize, terbiyeli olmak da... Bu yüzden sözlerimize "Tiyatrocu kuşlar"ın kulağımıza fısıldadığı dedikodu mahiyetinde bir duyum ile devam edelim. Doğru mudur bilmem, karar sizin, biz onların yalancısıyız.
Onlara göre" tiyatro" şöyle yazılmış...
Cumhurbaşkanı, darbeyi yönetecek generalleri gizli bir şekilde Cumhurbaşkanlığı Köşkünde toplar.
Aralarında geçen diyalog aynen şöyledir:
Cumhurbaşkanı :
-Ey şanlı Türk ordusunun şanlı komutanları! Siz ki bu aziz vatan, bu asil millet için ölümü bile göze almaktan asla çekinmezsiniz bilirim. Biz de siyasetçiler olarak vatanımız, milletimiz için aynı duyguları taşıyoruz, amacımız bir:"Türk milletini muasır medeniyet seviyesine ulaştırmak."
Ben her ne kadar girdiğim bütün seçimleri kazanıp yıllardır tek başıma iktidar olsam da siyasi rakiplerim bana zaman kaybettiriyor. Bu kutlu hedef için, devletimizin bekası, aziz milletimizin geleceği için devleti komple ele geçirmeliyim ki bunun yolu tüm rakiplerimi siyaset sahnesinden silmekten geçiyor. Oldukça güzel bir plan yaptım, bu planın uygulanması için sizlerin de bana yardımcı olmanız gerekiyor.
-Emriniz başımız üstündedir başkanım, siz ne derseniz o..
-Siz bir darbe yapacaksınız, aslında gerçek bir darbe olmayacak bu, anlayacağınız mış gibi yapacaksınız. Ben darbeyi bir şekilde bastıracağım, böylece milletin gözünde kahraman olacağım. Fırsatını bulmuşken de ülkede sıkıyönetim ilan edip rakiplerimi diskalifiye edeceğim.
-Bravo başkanım çok iyi düşünmüşsünüz de darbeden sonra bize ne olacak,darbeye kalkışmanın cezası mâlum.
- Kahraman Türk ordusunun şerefli askerleri olarak size bazı fedakarlıklar düşecek elbet.
-Ne gibi efendim?
-Sizi darbeye kalkışmaktan tutuklatacağım. Bazılarınız ömür boyu hapse mahkum edilip tek kişilik hücrelerinde çürüyüp gidecek, bazılarınız da gün yüzü göremeyeceksiniz. Haliyle bin bir emekle elde ettiğiniz rütbeleriniz sökülecek, maaşlarınız kesilecek, tüm sosyal haklarınızı kaybedeceksiniz. Bununla kalsa iyi, aynı zamanda ömür boyu lanetlenecek, aileniz ve siz utanç içinde yaşamak mecburiyetinde kalacaksınız.
(Komutanlar hep birlikte el çırparak) :
-Tebrikler başkanım, çok güzel bir plan olmuş, aklınıza, emeğinize sağlık!
Böyle bir "tiyatro" ya sadece "gezi zekalılar" inanır bir de......
Şükür ki biz onlardan değiliz...







