Önceki gece haberleri izlerken, birden son dakika haberleri düştü ekrana. “Şam’la YPG/SDG arasında entegrasyon anlaşması imzalandı”. Anlaşmanın maddelerine bakıldığında, 10 Mart 2025’te yapılan fakat SDG’nin ayak sürüyerek uygulamaya koymaktan hep kaçındığı hususların aynen kabul edildiğini görüyoruz. Entegrasyon anlaşmasına göre SDG/YPG teröristlerinin sadece Fırat’ın doğusuna çekilmesiyle kalınmıyor, Fırat’ın doğusunda kalan bölgelere de Suriye hükümeti egemen oluyor. Deyrizor ve Rakka vilayetleri hem idari hem de askeri olarak vakit geçirmeden Suriye hükümetine devrediliyor. Haseke Vilayetindeki tüm sivil kurumlar, Suriye devletinin kurumlarına ve idari yapılarına entegre ediliyor. Ve dahası… Suriye hükümeti, bölgedeki tüm sınır geçiş noktalarının kontrolünü ele alacak. Önemlisi… Suriye, petrol ve doğal gaz sahalarının kontrolünü ele alacak, enerji kaynakları Suriye Devleti tarafından düzenli kuvvetlerce korunacaktır. Bunun anlamı, artık SDG/YPG’nin hiçbir gelir kaynağı olmayacak demektir. Mali kaynakları olmayan bir terör yapısının zaten yaşama şansı yoktur. Türkiye Enerji Stratejileri ve Politikaları Araştırma Merkezi'nin (TESPAM) Aralık 2024’te yayımladığı bir rapora göre Suriye'nin potansiyel rezervleri yaklaşık 6,9 milyar varil. Bu devasa kaynağın üzerinde terör örgütü oturuyordu. Artık öyle değil. Bu nedenle, her ne kadar sancılı süreçler de yaşanacak olsa da, Suriye’nin bütün kontrolü artık Suriye Devleti’ndedir. Bu, Türkiye’nin öteden beri olmasını istediği bir gelişmedir. Bütün bunlardan dolayı Şam’la SDG arasındaki entegrasyonla ilgili haberin başlığını görür görmez zihnime ilk düşen şey, Soruyu daha sorar sormaz, zihnimde hemen, anlık, saniye içinde gelişen cevap ise: Bu büyük gelişme, hiç kuşkusuz Türkiye’nin askeri gücüyle, savunma teknolojilerine sahip olmasıyla ve diplomatik becerisiyle, büyük bir sabırla ince ince işlediği çabalarının ürünüdür. Üç günde tüm Suriye haritası tek Suriye toprakları haline getirilmiştir. Hem de başta Amerika olmak üzere tüm Batı dünyasının arkasında durduğu İsrail’e rağmen. Bazı kesimlerin akıllara ziyan yorumlarıyla bu başarıyı hiç kimse gölgeleyemez. BBC’de çıkan haber şöyle diyor: Bunun öz Türkçesi şudur: Bedel, işte bugün yapılandır. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, SDG'nin mutabakata uymaması halinde Suriye yönetiminin güç kullanmaktan başka çaresinin kalmayacağını söylemişti. Bu sözlerle Türkiye’nin üç günde Suriye haritasını değiştirmeye ramak kaldığını haber veriyormuş meğerse. Hakan Fidan SDG/YPG’ye aslında şunu söylüyor: İşte olan budur. Nitekim ABD, YPG ile işlerinin bittiğini apaçık söylüyor. Türkiye’ye kastedenler, karşılarında bambaşka bir Türkiye göreceklerini bilmeliler. Türkiye’yi karşısına alan hiçbir oluşumun bu coğrafyada ayakta kalma şansı yoktur. İşte bu, Türkiye’nin gücüdür. Bu güce sahip çıkmak ve bu liderin arkasında durmak bir vatan borcudur. Gerisi ise lâf-ı güzaftır vesselam.
“Birisi ‘Türkiye nedir’ diye sorsa, buna verilecek en güzel, en fasih cevap ne olabilir?” sorusuydu.
“Tüm Suriye haritasını üç günde değiştiren ülkenin adıdır”, oldu.
“Erdoğan, Türkiye'nin Şam yönetimini yalnız bırakmayacağını vurgulayarak ‘Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması'nın gerekleri süratle yerine getirilmeli, hiç kimse bir kere daha yanlış hesap yapmamalıdır’ dedi”.
“Yanlış yapana bedelini ödetiriz.”
“Bu mutabakata uymazsanız, çok yakında Türkiye’nin demir yumruğu kafanıza iner.”
Hem de terör örgütüne milyarlarca dolar yatırım yapmış olmasına rağmen…
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderlik dehasının Türkiye’yi getirdiği seviyenin sonucudur.







Hocam çok güzel bir yazı tebrik ediyorum Allah razı olsun.
ADAM YİNE KAZANDI VESSELAM
Değerli hocam konuyu çok güzel anlatmışsınız. Dünyada yeni bir düzen kuruluyor. Yeni dengeler yeni is birlikleri ile şekilleniyor. Özellikle bulunduğumuz coğrafyada istikrarı sağlayabilecek bir Türkiye liderliginin olduğunu biliyorduk. Sayın Cumhurbaskanimizin diplomasi , istihbarat,askeri güç ve kişisel ilişkilerini harmanlayarak gösterdiği liderliğin sonuclarini da net bir sekilde görmeye başladık. Darısı Gazze nin Başına.
Değerli Seyfullah Hocam, yazılarınızı özlemişiz. Çok güzel bir tahlil ve hafızalara ışık tutan mükemmel bir projektör olmuş yazınız. Rabbim sizlerden razı olsun.